12 Hizmet - Alevilik - Önemli Kavramlar - 25. September 2020

12 Hizmet

İmam Cafer-i Sadık Buyruğu’nda yol hizmetlerinin sahiplerini şu şekilde anlatılır:
Sual: Pirlik kimden kaldı?
Cevap: Hazreti Şahı Merdan Ali’den kaldı. Zira Cebrail’in piridir.
Sual: Sabri seyitlik kimden kaldı?
Cevap: Hz. resul Ekrem’den kaldı. Cümle âleme sadrîdir.
Sual: Şahmalık kimden kaldı?
Cevap: İsmail Aleyhisselâmdan kaldı.
Sual: Zakirlik kimden kaldı?
Cevap: İsmail Aleyhisselâmdan kaldı
Sual: Zakirlik kimden kaldı?
Cevap: Cebrail Aleyhisselâmdan kaldı. Ve bir kavilde dahi kalem kudrettir, ondan kaldı.
Sual: Sâkîlik kimden kaldı? [1]
Cevap: Hazreti İmam Hüseyin’den kaldı ki sâkî-i kevserdir. Sakalık onun elindedir.
Sual: Çırakcılık kimden kaldı?
Cevap: Hazreti Selman Farisî’den kaldı. Zira heşt çerak onun elindedir.
Sual: Hâdimlik kimden kaldı?
Cevap: Hazreti Resul’den kaldı.
Sual: Tarikçilik kimden kaldı?
Cevap: Mikail Aleyhisselâmdan kaldı.
Sual: Ferraşlık kimden kaldı?
Cevap: İbrahim Halilullahtan kaldı.[2]
[1] Mehmet Yaman “Alevilik İnanç-Edeb-Erkân”,sayfa 186
[2] İmam Cafer Buyruğu; s. 64; Şahkulu Sultan Vakfı Yayınları
Mürşid (Dede)
Hizmet itibari ile Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Hacı Bektaş veli’yi temsil eder. Cem Erkânı Başkanlığını yapar, ikrar alır nasip verir. Cenaze, Müsahiplik, Nikâh, Sünnet, Ad takar (isim takar).
2- Rehber
Görev itibariyle Hz.Alive İmam Hüseyin´i temsil eder. Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürşidin en yakın yardımcısıdır.
3-Gözcü
Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. Rehberin yardımcısıdır. Cem’in sessiz ve sakinlik içinde geçmesini sağlar. Cem’in bekçisidir.
4- Çerağcı (Delilci)
Görev itibariyle Cabirü’l Ensari’yi temsil eder. Cem evinde bulunan aydınlatma araçlarını yakar. Buhurdanlıkları ve Mumları (Çerağları) hazırlar.
5- Zakir (Aşık)
Görev itibariyle Bilal-i Habeşî temsil eder. Cem’de Tevhid, Duazde imam, Mersiye, Semah, Nevruzi’ye söyler.
6- Süpürgeci (Ferraş)
Görev itibariyle Selman-ı Pir-i pak’ı temsil eder. Cem evinin sürekli temizliği ile görevlidir.
7- Meydancı
Görev itibariyle Hüzeymetü’l Ensari ’yi temsil eder. Cem evinde Semahserleri kaldırır. Postları yerine dizer.
8- Niyazci
Görev itibariyle Mahmut’ül Ensari’yi temsil eder. Kurbanları tekbirler ve keser. Gelen Lokmaları alır ve dağılımını sağlar.
9- Ibrikci
Görev itibariyle Gulam Kamber Hazretlerini temsil eder. Cem de Mürşidin ve Cem erenlerinin abdest almalarını sağlar.
10- Kapıcı
Görev itibariyle Gülam Keysani’yi temsil eder. Cem’e gelen erenlerin evlerini gözetler.
11- Peyikçi
Görev itibariyle Amr-ı Ayyar’ı temsil eder. Cem olacağını tüm canlara duyurur.
12- Sakacı
Görev itibariyleİmam-ü’l Hüseyin Şehitler Şahı ’yi temsil eder. Cem evinde Su, Şerbet, Saka, Süt v.b. dağılımını sağlar.
12 hizmet Kırklar meclisinde uygulanmış bir erkândır. Cemlerde görev alan oniki hizmetlilerin isimleri değişik isimlerde olabiliyor. Örneğin Musa Karakaş’ın “Alevilikte Cem” adlı makalesinde Sivas, Kangal, Dışlık köyünde 1960’lı yıllardaki uygulanış şekliyle cem töreninden alınmıştır. On İki Hizmetleri Kim Beyan İder

  1. Tarikatçı : Hz. Hasan Mücteba
  2. Davetçi : Hz. Hüseyin Desti Kerbela
  3. Saki : Hallac-ı Mansur
  4. Zakir : Seyyid Nesimi
  5. İbriktar : Sarı İsmail
  6. Gözcü : Karaca Ahmed
  7. Cerağcı : Kara Pipabat Sultan
  8. Sofracı : Garip Musa Sultan
  9. Meydancı : Barak Baba
  10. Ferraş : Resul Baba Sultan
  11. Pervane : Taptuk Emre
  12. Kapıcı : Güvenç Aptal
    1.)Dede (Pir, Mürşid):
    Cem’de birinci hizmet sahibidir. Cem’i yönetir, cem âyini dışında kalan zamanda sorunları çözer, toplumu aydınlatır, eğitir ve yönetir. Halka doğru yolu gösterir. Evlâd-ı Resul’ün soyuna bağlı (Seyyid) olan dede eğitim görmüş, ilim, irfan ve ahlâk sahibi, Hak-Muhammed-Ali’nin yolunu, erkânını iyi bilen ve uygulayan, Cem’de On iki Hizmet’i hakkıyla yürütebilen kişi olmalıdır. Dede’ye Ser-Cem (Cem’in başı) denilir. Rehberi, dervişi, talibi eğitir, gözetler ve olgunlaşmaları için gerekli olan ruhi ve pratik bilgileri verir. Mürşit, Hakk-el yakin mertebesinde kabul edilir. Cemin başlamadan önce dede, görevlileri çağırır, onları dua eder ve görevlerinin ne olduğunu bildirir, öğütlerde bulunur. Cem evinde düzenin sağlanması, gereksiz konuşmaların ve gürültülerin önlenmesi için gözcü denilen görevli sürekli ayakta bulunur. Gerekli durumlarda taliplere „Gerçeğe hü“ diyerek cemde olduklarını anımsatır ve uyarır.
    Cem için canlar toplandığı zaman cemi yöneten Dede: Dede, pir postuna oturmadan önce dar meydanına niyaz eder ve kendi özünü dara çeker:
    Allah Allah!…Özüm darda, yüzüm yerde; Hak huzurundayım. Erlerin, pirlerin nüfuzunu üzerimden eksik eyleme.
    Doğruluktan, dürüstlükten ayırma. Eksiğimi, noksanlığımı affeyle…Eda edeceğim bu ağır ve kutsal görevde yardımını benden esirgeme….Yapacağım bu hizmetimi Aliyel-Mürteza’nın, Hüsey-’i Kerbela’nın dergahına kaydeyle…Nefes benden himmet Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den ola. Hüüüü… Ya Ali!
    Duadan sonra meydana niyaz eder, dizleri üstünde yürüyerek gider posta niyaz eder; ayağa kalkıp Elif darına[6] durur. Ayete’l-Kürsü(Bakara 255) ayetini okur. Ayet bittikten sonra pir postuna niyaz eder, postuna oturur.
    „Erenler, 12 hizmete başlamadan önce birbiriyle küskün, dargın var mı? Alacağınız, vereceğiniz, davanız var mı? Yoksa herkes birbirinden razı mı?“ diye sorar. Canların birbirlerinden razılıkları varsa hep bir ağızdan „Allah eyvallah“ derler. Küskün, dargın veya herhangi bir sorun varsa
    davacı hemen yerinden kalkıp meydana gelir niyaz eder ve darda (ayakta) şikâyetini sorununu dile getirir. Bu arada ilgili kişiler de Dede tarafından meydana çağrılır ve onlar da aynı şekilde gelirler.
    Dede Cem boyunca Kur’ân-ı Kerim’den şu ayetleri okur: A’raf suresi 23. ayetini- Her ikisi de Rabbimiz dedi, kendimize zulmettik biz, bizi yarlıgamazsan, bize acımazsan ziyankârlardan oluruz.,
    Tevbe Suresi: 119. ayeti- Ey inananlar, çekinin Allah’ tan ve gerçeklerle berâber olun.,
    Dedenin pir postu serilirken Ahzab Suresi 56. ayeti – Şüphe yok ki Allah ve melekleri, salavat getirir Peygambere; ey inanlar, siz de ona salavat getirin, tam teslîm olarak da selâm verin.,
    Elif darına dururken[6] Ayete’l-Kürsü(Bakara 255)- Öyle bir Allah ki ondan başka yoktur tapacak. Diridir, her an yarattıklarını tedbîr ve tasarruf edip durur. Ne uyuklamaya kapılır, ne uykuya dalar. Onundur ne varsa göklerde ve yeryüzünde. Kimdir izni olmadıkça onun yanında şefaate kalkışacak? Önlerindekini de bilir, artlarındakini de. Onun bilgisinden, dilediği miktardan başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü gökleri de kaplayıp kucaklamıştır, yeryüzünü de. Göğü, yeri korumak, ona ağır da gelmez. O’dur çok yüce ve çok ulu.39,
    Çerağ yakıldıktan sonra ise Nur Suresi 35. Ayet okunur- Allah ışığıdır göklerin ve yeryüzünün. Işığının örneği, kandil konan bir yere benzer, orada bir kandil var, kandil, bir sırça içinde, sırça da parıl-parıl parlayan bir yıldız sanki; doğuda da olmayan, batıda da olmayan kutlu zeytin ağacından yakılmış; ateş dokunmadan da yağı, hemen ışık verecek; nûr üstüne nûr. Allah, doğru yolu gösterir nûruyla dilediğine ve Allah, örnekler getirir insanlara ve Allah, her şeyi bilir.221.
    Tercüman Kurbanı var ise SaffatSuresi’nin 103 ve 107. ayetlerini- okur. İkisi de teslîm olunca onun alnını yere koymuştu. -107 Ve onun yerine, kesilmek üzere büyük bir koç ihsân ettik.263
    Hizmet itibari ile Hz. Muhammed’i temsil eder.
    2.)Rehber:
    Mürşidin yardımcısıdır, Cem içindeki hizmetlerin yerine getirilmesini sağlar. Tarikata girmek isteyen isteklilere kuralları ve koşulları öğretir. İsteklileri bu konuda eğitir ve olgunlaştırır. Dede buyruklarını, talimatlarını canlara ulaştırır. Talipleri eğitir ve cemde dedeye yardımcı olur. Tarikat ilmini Talip’e en iyi şekilde öğretmeye çalışır. Tarikata ters düşecek genel ahlak kurallarını ve davranışlarını engeller, Mürşid tarafından talibin eğitim ve öğretiminden(tarikat bilgisi yönünden) sorumludur.
    Görev itibariyle Hz. Ali temsil eder.
    3.)Gözcü: Cem’de düzeni ve sükûneti sağlar, uygun davranmayan olursa önce uyarır, gerekirse Dâr’a çekilmesini ister, cezalandırır. Tarikata yeni girmiş talipleri ve dervişlik derecesine yükselmiş tarikat mensuplarını gözetler. Bazı yörelerde de gözcü sağ başta olmak üzere 12 hizmetliler hep birlikte dara dururlar. Gözcü: “12 Hizmetlerimizin kabulüne gönül birliğiyle diyelim Allah Allah” der, ve Dede şu gülbengi okur:
    “Bismi Şah Allah Allah… Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin ve Kırkların hürmetine…12 İmam, 14 Masum-u pak, 17 Kemerbest ve Kerbelâ Şehitlerinin hürmetine… Erenlerin, Evliyaların, âşıkların ve sadıkların hürmetine… Hakk erenler dilde dileklerimizi, gönülde muratlarımızı vere… Gözcü Karaca Ahmet’in ve 12 Hizmet sahiplerinin de hizmetleri kabul, muratları hâsıl ola… Eksiklerimiz tamama yazıla. Hz. Pir Divanına kaydola.. .Nur-u Nebi Keremi Ali Pirimiz Hacı Bektaş Veli… Dil bizden nefes Şah-ı Şehidi Kerbelâ’dan ola. Gerçeğe hüü…”
    Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. Gözcülük görevinin piri Karaca Ahmed Sultan olarak da bilinir.
    4.) Çerağcı (Delilci):
    Cemevi’nin ilâhi nur ile nurlanmasını sembolize mumları yakmak ile sorumludur. Bu işleme çerağ uyandırmak denir. 3 adet mum yakar. Bu mumlar Allah, Muhammed ve Ali’yi temsil eder. Nur
    sûresinin 35. âyetinden dayanarak var olan bütün güzelliklerin Allah’ın zatından tecelli ettiğini ifade etmek için mum üç yakılır( çerağ uyandırılır). Allah’ı zatı her şeyin kaynağı olan özdür. Muhammed aklı, Ali ise aşkı temsil eder ki, kâinatta var olan her şeyin akıl ve aşk üzerine olduğu hepimizce malûmdur. Akıl olmasaydı doğada hiç bir denge olmazdı. Aşk olmasaydı elektron çekirdeğin etrafında dönmezdi. Anne çocuğuna, evlât atasına sahip çıkmazdı. Bir başka yorum getirmek gerekirse, biz Allah’ın Hz. Muhammed’e bildirdiği, oradan da Hz. Aliye geçen zahiri ve bâtıni bilginin yolunda ilerliyoruz, onların ışığı ile aydınlanıyoruz. Nur sûresi çerağın (mumun) uyarılması ile bunlar anlatılmaktadır. Allah’ın zâtı olmasaydı Muhammed ve Ali’de olmazdı.[7] Allah’ın kâinatı yaratması “Kün” (Ol) emri ile olmuştur. Karanlıklardan aydınlığa, yokluktan varlığa, vahdetten kesrete bu emir ile çıkmak mümkün olmuştur. Nasıl ki karanlıkta etrafımızda var olmasına rağmen hiçbir şeyi göremez isek; Allah’ın zâtı olmasaydı hiçbir maddenin olması da mümkün değildi. Bu nedenle konu ile ilgili olması nedeni ile Nûr Sûresinin 35-36. ayetleri okunur. Çerağcı (delilci) meydana gelir. O arada Gözcü: „Marifete Hüü…“ der ve Bacılardan isteyen ayağa kalkar Fatıma Ana darında durur isteyen edep-erkân oturur. Delilciçerağı Dede’nin bulunduğu yere yakın serili postun üzerine koyup dört köşesine niyaz eder, ayağa kalkıp dara durur. Tüm canların duyabileceği sesle okumaya başlar. “Destur-u Pir… Bismişah… “ Göklerin ve yeryüzünün nuru Allah’dır. Sanki minber üzerine konmuş bir çerağdır. Billur bir kandil içinde yıldız gibi parlamaktadır. O çerağın yağı mübarek bir ağaçdan çıkar. O mübarek ağaç, öyle bir zeytin ağacıdır ki; ne doğuda ne de batıda bulunmaz. O çerağın yağına ateş dokunmasa bile kendi kendine uyanıp saçar. Çünkü, o nurların üstünde bir nurdur. Tanrı, insanları o nur ile doğru yola iletir. İşte Tanrı, insanlara böyle örnekler getirir. Tanrı, gizli açık her şeyi bilir [8]”. Ardından eğilip çerağı uyandırır (yakar). Çerağı yakarken iki diz üzeri oturur ve okumaya devam eder: “Allahümme salli ala seyyidina Muhammet Mustafa, İmam Aliyel Murteza, Hatice-i Kibriya, Fatima-i Zöhre, İmam Hasan Hulki Rıza İmam Hüseyni Kerbelâ, 12 imam 14 masum-u pak 17 Kemerbest…”der ve çerağı yakma işi bittikten sonra tekrar okumaya başlar: „Çerağı ruşen, fahri dervişan, himmeti pirân, piri Horasan, küşad-ı meydan, kuvve-i abdalan, kanun-u evliya, gerçek erenlerin demine hüü”. Bunları da okuduktan sonra çerağcı: “Allah, Muhammet ya Ali” diyerek çerağın sağına, soluna ve önüne üç defa niyaz eder, ayağa kalkar ve üç adım geri çekilir, meydanın orta yerinde dara durup şu duvazı okur:
    „Çün çerağ-ı Fahr uyandırdık Hûda’nın aşkına
    Seyyide’l- Kevneyn Muhammed Mustafa’nın aşkına
    Saki-i Kevser Aliyye’l Murtaza’nın aşkına
    Hem Hatice Fatıma Hayrün’nisâ’nın aşkına
    Şah Hasan Hulki Rıza hem Şah Hüseyn-i Kerbelâ
    Ol İmam-ı etkiya Zeynel Aba’nın aşkına
    Hem Muhammed Bakır ol kim Nesl-i Pâki Murtaza
    Cafer-üs Sâdık îmam-ı Rehnüma’nın aşkına
    Musa-i Kazım İmam-ı serfiraz-ı ehl-i Hakk
    Hem İmam-ı Ali Rıza Sabira’nin aşkına
    Şah Taki ve Ba Naki hem Hasan-ül Askeri
    Ol Muhammed Mehdi-i Sahib Liva’nın aşkına
    Pirimiz Üstadımız Bektaş Veli’nin aşkına
    Haşre dek yanan yakılan âşıkanın aşkına“
    „Ber Cemali Muhammed Kemâli İmam Hasan Şah Hüseyin Ali Ra Bülend’e salâvat“ Tüm canlar: “Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala al-i Muhammed” der ve Dede şu gülbengi okur:
    „Allah Allah. Akşamlar hayır ola, hayırlar fetih ola, şerler def ola. Münkirler mat, münafıklar berbat ola. Meydanlar aydın gönüller şad ola. Cabirü’l-Ensar Efendimizin hüsn-i himmet ve hidayeti üzerimizde hazır ola. Hakk Erenler cümlemize birlik, dirlik, düzen ihsan eyleye. Nur-ı Nebi Kerem-i Ali Pirimiz Hacı Bektaş Veli gerçek erenlerin demine hüü..’’ Görev itibariyle Cabirü’l- Ensari’yi, Hadi Ekber temsil eder.
    5- Zakir (Âşık, Sazandar, Güyende):
    Deyiş, Duvaz, Mirâclama, Mersiye ve Nefes söyler. Saz çalar ve Semah’ı yönetir. Genellikle üç kişi olur.Cemde saz çalar, deyişleri okuyarak ceme katılanları duygu yüklü mistik bir havaya sokarak ruhen insanları yüceltir. Dede yukarıdaki gülbengi okuduktan sonra, Zakirler hemen sazı alır, üç duvaz okur. Aşağıda cem ibadeti boyunca okunan duvazlardan ve deyişlerden yalnızca örnek vereceğim
    Delil Düaz-ı imamı
    Kudret kandilinde parlayıp duran
    Muhammed-Ali’nin nurudur vallah
    Zuhur edip küffar askerin kıran
    Elinde Zülfikar Ali’dir billâh
    Elinde Zülfikar, altında Düldül
    Önünde Kanber’i dilleri bülbül
    Hatice Fatıma cennete bir gül
    Ona sırrım dedi Hak, Habibullah
    Zuhur etti İmam Hasan, Hüseyin
    Onların nurundan ziyalandı din
    Kırk pare bölündü Zeynal Abidin
    Çekerim yasını hasbeten lillah
    Muhammet Bakır’dan Caferi Sadık
    Şah’ım Kazım Musa Rıza dedik
    Tarikat abıyla cismimiz yuduk
    Hak dedi müminin kalbi Beytullah
    Takı, Nakı İmamların civanı
    Hasanül Askeri cismim sultanı
    Elinde hücceti Mehdi devranı
    Vakit tamam oldu gönderir Allah
    Ta ezel ezelden bunu böyle buyurdu
    Hariciler her dergâhtan sürüldü
    Kün deyince yedi kat gök kuruldu
    Bir harf ile bina tuttu arşullah
    Virani’yem niyazım var ustaza
    Elinde Zülfikar, hem ehli kaza
    Binbir dondan baş gösterdi Mürteza
    Biz bir bildik, mürşit tuttuk eyvallah.
    Deyiş/Semah
    Divane gönlümüz geçmez güzelden
    Mihrin yer eyledi tenden ya Ali
    Benim arzumanım sensin ezelden
    Gitmez muhabbetin candan ya Ali
    Canı dilden sevenlerin canısın
    Âşıkların methettiği kanısın
    Kalmazsın kusura mürvet-kanısın
    Geçersin günahtan kandan ya Ali
    Nice yüzbin yıllar kandilde durdun
    Ata bahane oldu dünyaya geldin
    Onun için halkı gümana saldın
    Baş gösterdin bin bir dondan ya Ali
    Zahirde batında kerem-kânısın
    Zülfikar elinde hükmü kanısın
    Tanrı’nın Aslanı sensin, Ali’sin
    Mihraç’ta hatemi yuttun ya Ali
    Sen mürşitsin hallolmayan meşkine
    Senin şanın yardım etmek düşküne
    Kerbela’da yatan İmam aşkına
    Şefaat bekleriz senden ya Ali
    Şeriat içinde şems ü kamerin
    Hakikat içinde zâtı kemâlin
    İstemem cenneti göster cemalin
    Kul Himmet görmezden handan ya Ali
    Tevhit Düvaz-imam
    Muhammmed’i candan sev ki
    Ali’ye Selman olasın
    Ehl-i beyt’e yüzler sür ki
    Ali’ye Selman olasın
    Muhammed’i hazır bil ki
    Canı Hakk’a nazır kıl ki
    Her gördüğün Hızır kıl ki
    Ali’ye Selman olasın
    Muhammed’e meyil kat ki
    Cehd et, rehbere yet ki
    Bir gerçekten etek tut ki
    Ali’ye Selman olasın
    Hasan ile girdik ceme
    Hüseyin sırrını deme
    Müsahipsiz lokma yeme
    Ali’ye Selman olasın
    Zeynel, Bakır, Cafer, Kazım
    Rıza’ya bağlıdır özüm
    Hatıra değme şahbazım
    Ali’ye Selman olasın
    Taki’ye, Naki’ye eriş
    Askeri’den biter her iş
    Mehdi sırasına karış
    Ali’ye Selman olasın
    Şah Hatayi’m gözün ırma
    Gördüğünden gözün ırma[9]
    Her nadana sırrın verme
    Ali’ye Selman olasın.
    Duvazlar bitinceZakirler sazlarının üzerine hafif eğilir, “diyelim Allah Allah”derler Dede şu gülbengi okur:
    „Allah Allah… Hizmetleriniz kabul ola. Muradlarınız hâsıl ola. Muhammed Ali, Ehl-i Beyt katarlarından, didarlarından ayırmaya. Adlarını zikrettiğiniz on iki imamların himmeti üzerinizde ola. Diliniz dert görmeye. Hakk erenler cümlemizi delili Şah-ı Merdân’dan ayırmaya. Dil bizden nefes Hazret-i Pir Hacı Bektaş Veli’den ola. Gerçek erenler demine hüü.“
    Burada gözcü“dâr çeken didar göre erenler sefasına ere” der, Ayaktaki ve edep-erkânlı canlar rahat otururlar böylece meydan açılmış olur. Görev itibariyle Bilalı Habeş’i temsil eder.
    6.) Süpürgeci(Ferraş) :
    Peyikçi’den sonra süpürgeci(farraş) gelir.Cem meydanını iki kez “Allah Muhammed Ali “ diyerek yeri süpürür. Fakat süpürge yerden toz çıkarmaz. Süpürürken süpürge, eski yazıdaki “vav” harfi şeklinde bir sağa bir sola doğru gider gelir. Vav harfi Lâtin harflerindeki 9 rakamı gibi bir harftir. Bu süpürme işlemi simetrik şekilde yapılır. Yani önce 9 harfine benzetilerek süpürülür. Sonra 9 harfinin simetriği şeklinde süpürülürdü. Bu şekle tasavvufta çifte vav denir. “Vav” harfinin Ebced hesabına göre sayısal değeri 6’dır. İki tane “vav” yan yana gelince sayısal değerler 66 olur. Eski yazıda Allah yazdığınız zamanda Elif 1, Lâm 30 + Lâm 30 + h 5 = 66 yapar. Buna Bektaşîlikte Hurûfi (harfler) neşesi denir. Yani burada yapılan salâtların (ibadet, namazların) Allah rızası için yapıldığı anlatılmaktadır.[10]”
    Süpürgeci, Dedenin karşısına geçer
    “Allah Allah ! Üç bacıyız, güruh-ı naciyiz kırkların ceminde süpürgeciyiz. Süpürgeyi çaldı Selman, kör olsun Mervan, zuhur etsin Mehdi’yi sahibi zaman, Allah eyvallah, nefes pirdedir”der.
    Pir de ona gülbank çeker. Süpürgeci oturur. Süpürgenin iki manası vardır. Zahiri manası canlara çevrenizi temizleyin süpürün pislik içinde oturmayın, batıni manası ise, insanın iç dünyasına hitap eder. Süpürgecinin okuduğu tercümanda “gürûhu naciyiz” derken kurtulanlar topluluğundanız denilmek istenmektedir. Çünkü gerçek anlamda nefsinden kurtulanlar gürûh-ı naciden sayılır. “Kırkların ceminde süpürgeciyiz” derken, Hak cemi içinde görevimiz temizliktir, kalpleri temizleriz. “” Süpürgeyi çaldı Selman “’ın anlamı ise, Selman Fârisi’dir . Selman Ehl-i Beyt yolunun mürşitlerindendir. Mürşid insanın içini temizler. ”Kör olsun Mervan” İnsanın içindeki kötü nefis kör olsun. ”Uyansın Mehdiyi sahibi zaman “ kötü nefis yok olunca onun yerine rahman hâkim olur. Mürşide teslim ol ki, o senin içindeki kötü huylarını gidersin. Seni irşad etsin, senin iç dünyana Hakk hâkim olsun. Süpürgeci hizmetten sonra ibadet faslı başlar önce zakir saz ile düvaz denilen on iki imamların isimlerinin geçtiği ve ayrı ayrı övüldüğü deyişler okunur. Deyiş yörelere göre nefes, âyet, kelâm olarak da söylenir ki bunlar ilâhilerdir[11]. Bu düvazlarda Allah Muhammed ve on iki imamların isimleri zikredilirken cem’e katılanların manevi bir hazla coşmalarını, cezbeye kapılmalarını sağlar. Aynı zamanda muhtelif ders veren hikâyeler anlatılır insanlar eğitilmeye çalışılır.
    „Hü“ der, eğilir meydanı süpürür, sembolik olarak çulun (meydandaki halı, kilim v.b.) ucunu kaldırıp altına doğru „sırrı sır edenin demine hüü“ deyip süpürgeyi üç defa “Allah, Muhammet, ya Ali” diye meydana çaldıktan sonra dara durur, süpürgeyi sol koltuğuna alır ve „hü“ diyerek şu duayı okur:
    „Hamdülillah Pirimiz ol Hacı Bektaş’dır. Üstadımız Al-i Muhammed’den Seyyid-i Farraş’dır Bercemal-i Muhammed Kemâl-i İmam Hasan Şah Hüseyin Ali Ra Bülend’e salâvat“ der. Tüm canlar: „Allahümme salli ala seyyidine Muhammed’in ve ala al-i Muhammed“ diye salâvat getirir.
    Bu Hizmeti Üç Bacı yapıyorsa yine aynı şekilde “hüü” diye meydana gelip, sırayla her biri birer defa süpürgeyi meydana çalarken “Allah, Muhammet, ya Ali” dedikten sonra
    “Destur-u Pir… Biz üç bacıyız, Güruhu Naciyiz, Kırklar Meydanında Süpürgeciyiz… Süpürgeci Salman, Kör olsın Yezid-i Mervan, Zuhur eyleye Mehdi-yi sahip zaman… Nefes pir’dendir. Hü pirim hüü…” derler ve Dede’de şu gülbengi okur:
    „Allah Allah. Seyit Farraş efendimizin hüsnü himmet ve hidayeti üzerimizde hazır ola. Hizmet sahipleri hizmetinden şefaat bula. Nur-u Nebi Kerem-i Ali Pirimiz Üstadımız Hacı Bektaş veli. Gerçek erenlerin demine hüü.“
    Görev itibariyle Selman-ı Pir-i Pak’ı temsil eder.
    7.) Meydancı (İznikçi):
    Cemevinin temizlenmesinden, tören için hazırlanmasından sorumludur. Cem’e gelenlerin ayakkabılarını düzeltir, yanlışlıkları önler. Meydancıpostu seccadeyi alıp,
    “Hüü Erenler Hak Muhammet Ali Hizmeti geliyor” diye birer adım atarak üç defa tekrar eder darda durur ve Dede şu gülbengi okur;
    “Bismi Şah Allah Allah… Bu post Hak Muhammet Ali’nin, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin 12 İmamların Postu… Kamber Ali Sultanın sermiş olduğu post ola. Hizmet sahibinin hizmeti kabul muradı hâsıl ola. Dil bizden nefes pirimiz Hacı Bektaş Veli’den ola. Gerçeğe hüü…”Meydancıpostu serer niyaz eder yerine geçer. Görev itibariyle Hüzeymetü’l Ensari’yi temsil eder.
    8.) Niyazcı(Sofracı, Lokmacı, Nakip, Kurbancı)
    Kurban ve yemek işlerine bakar. Yiyecekleri eşit olarak dağıttıktan sonra: “Elimde yok kantar ile terazi, herkes oldu mu hakkına râzı?” diye sorar. Lokmalar herkese ve eşit olarak dağıtılmışsa,”Önüne gelen Allah Allah …” diye lokmaların yenilenmesine başlamak için izin(destûr) verilir.
    Lokmacı (sofracı) sofrayı alır, meydana gelir ve şu duayı okur.
    “Evvel Allah diyelim, kadim Allah diyelim, geldi Ali sofrası, Şah versin biz yiyelim demine hü diyelim. Sofra aldım destime Hakk’dan hidâyet isterim, cümle cem erlerinden nasip nusret isterim, Allah ulu, sofra dolu, Pirimiz Hacı Bektaş Veli Allah, Muhammet, ya Ali” diyerek sofrayı meydana serer, lokmalar birer birer sofraya canların yardımıyla getirilir. Sonunda lokmacılar: „Hakk yetirsin“ der ve tüm canlar „Er Hak bereket versin“ derler.
    Lokmacı: „lokmaların kabulüne diyelim Allah Allah Canlar elimizde yoktur okka terazi, herkes hakkına oldu mu razı“ diye üç defa sorar. Bütün canlar rızalık getirdikten sonra Dede herhangi bir cana şah lokmasını verip destur der ve cemdeki canlar lokmalarını yemeye başlarlar. Lokmalar yendikten sonra lokmacı: „Lokmalarımızın kabulüne diyelim Allah Allah“der ve Dede şu gülbengi okur:
    „Allah Allah…
    Şebber ve Şübber
    Mürşid ü rehber
    Sundular kevser
    Elhamdülallah, elhamdülallah ——- (canlar da bir defa elhamdülillah der)
    Sofra Ali’nin
    Himmet Veli’nin
    Sohbeti dinin
    Elhamdülallah, elhamdülallah ——— (canlar da söyler)
    Haşimi zikri
    El fakr-ül fakri
    Bu demin şükrü
    Elhamdülallah, elhamdülallah ——– (canlar da söyler)
    Her kim yetirdi taam, ona cehennem haram
    Yardımcımız olsun On iki imam ——- ( canlar Allah Allah der)
    Lokma hakkına, evliya keremine, cömertler cemine, gerçek erenler demine hüü!“
    Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder.
    9.) İbrikçi(Sakka, Sakacı, Sakî, Dolucu, Tezekâr, İbriktar):
    Cem’de mersiyeler okuyarak sakka suyu dağıtır, susayanlara su verir. Lokmalar yendikten sonra, el temizliğini sağlamak için ibrik ve leğen getirip havlu tutan hizmet sahibidir. Saki “say’ı Hüseyin” diyerek Hazreti Hüseyin’in Kerbelâ ’daki susuzluğunu anlatmak için onun aşkına su içilir.
    Sonra tezekâr bir bacı ile birlikte gelir. Birisi ibrik leğen birisi de havlu tutar, canlar ellerini yıkarlar. Fakat bu yıkama simgesel bir yıkamadır. Ellerin tamamı değil başparmaklar yıkanır. A.Yaşar KARAMAN “abdestimiz alınmış-namazımız kılınmış” adlı makalesinde tarikat abdestini şu şekilde tanımlar:
    “Hz. Peygamber (s.a.v.) “Temizlik imandan gelir” sözüyle de imanın en önemli kısmının temizlik den geçtiğini işaret etmiştir. Yine Alevilikte ki dört kapı, Kırk makamının, ilki olan Şeriat kapısının on makamından biri de “temiz giyinmektir.” demek ki ibadete gelen kişi buna uymak zorundadır. Abdestin bir şeriat yönü, bir de Tarikat yönü vardır. ruhsal bedenimizi arındırmaktır, alçak gönüllü, mütevazi olmak, Turab-toprak olmaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurur ki “Nefsini bilen Rabbini bilir” sözleri nefsimizi temizlememiz yönündeki en doğru yolu göstermektedir. Alevi inancıda Batıni olarak tarikatta alınan abdest ise bir Hak, Muhammed, Ali ve Ehl-i Beyt ile on iki İmam yoluna girerken ibadete (ceme) başlamadan önce topluluk önünde bu yola girmek ve yolun kurallarına uymak için ikrar (söz) vermektir. Hünkâr Hacı Bektaş Veli buyurur ki: “Su hem arıdır, hem arıtıcıdır. Su arifler makamıdır.” Temiz su her hangi bir kaba girerse, o kap suya döner, pisliği dışarıda bırakır. Kendisini arıtamayanın, başkasını arıtamaz. Şeriatta elbise ve ten kirlenirse su temizler. Ariflerde su ile ten temizlenmez. Çünkü yıkayıcı arınmayınca, yıkadığı da arınmaz temizlenmez” Öyleyse arif olanın içinde şeytani fiiller olmamalıdır. Âdem pis olamaz, pis olanı da su temiz edemez. Asıl abdest, Alevilerin abdesti esas budur. Nefsimizi, özümüzü bütün kötülüklerden temizleyerek, Yaratanın evi olan kalbimizi, gönlümüzü, temizleyerek onu orada mihman etmektir. İşte abdestimiz alınmıştır derken şeriatta aldığımız abdest değil, Allah’a verdiğimiz ikrardan, Hak, Muhammed, Ali ve Ehli beyit ile on iki imam yoluna girip, onun yani tarikatın hem inançsal hem de normal yaşantımız da kurallarını uygulayacağımız konusunda verdiğimiz ikrardır, işte aldığımız abdestimiz budur.”[12] Cem birlemeden sonra tarikat yani el suyu hizmeti başlar.
    Tarikat abdesti alınması için bir sofu, bir bacı hizmete başlar. Sofu/İznikci bir ibrik su, bir de el leğeni alır. Bacı da bir el havlusu alır. Önce kendileri abdest alır. Dar meydanına gelir, dara dururlar.
    Dede dua eder:
    Allah, Allah, Allah…. Hizmetleriniz kabul ola, dileğinizi Hak, Muhammet, Ali vere, elleriniz dert görmeye, gönlünüz incinmeye, yoluna hizmet ettiğiniz Pir’in himmeti üzerinize ola.. .Dil bizden, nefes Hünkâr’dan ola… Gerçeğe hüüü..
    Duadan sonra sofu, bir elinde ibrik, diğer elinde leğen canlara su döker. Canlar iki elinin şahadet parmaklarını yan yana getirerek dökülen suyun altına tutarlar. Arkadan gelen bacı sofu canlara havlu uzatır. Sofular el silerler. Bacı her el silmeden sonra havluya niyaz eder. Bu vaziyette halkada bulunan canlara tarikat abdesti aldırırlar. Bitince önce sofu, sonra bacı abdest alırlar. Hizmetleri bitmiş olur. Hizmet eden sofu ve bacı tekrar dara dururlar.
    Dede şu duayı eder:
    Allah, Allah, Allah…. Hizmetiniz kabul ola… Muradınız Hâsıl ola… Elinize, belinize, dilinize sahip olasınız. Abdestiniz devamlı ola… Yardımcınız Selmanı Pak ve Ali ola…
    Seccade serilince Selman suyu verilebilir.
    SAKKA suyu dağıtılması için Sakkacı meydana gelir. Çok kalabalık ise iki kişi de yardımcı olarak ellerinde birer tas su ile meydana gelirler. Ayaklar mühürlü bir şekilde yere inmeden hafif eğilerek “hüü” der ve doğrulup şu duayı okur:
    “Destur-u Pir… Bismişah…
    “[13]Biz Her canlıyı sudan yarattık”
    Tüm dertlere derman, içenlere ab-ı hayat olsun.
    Selam olsun İmam Hasan Şah Hüseyin’e
    Ve İmam Hasan Şah Hüseyin’in evlâdına!..
    La’net olsun İmam Hasan Şah Hüseyin’in katillerine
    Ve onların izinde gidenlere!..
    Lütfuna muhtacız eyle ihsan ya Hüseyin
    Derdimize senden derman eyle derman ya Hüseyin!..
    Gayriye muhtaç kılma aşıkanı eleman
    Sen medet kıl bizlere her vakit her an ya Hüseyin!..
    Sad Hezaren lanet olsun ol sapıtmış güruha
    Ki şehit kıldılar onlar seni ya Hüseyin!..
    İsmi pak’ın hürmetine zikredeni koyma zulmette
    Ver muradın gözü kan yaş ağlayanın ya Hüseyin!..
    İznin ile su getirdim aşkına vermek için
    Aşkınla içenlere kıl ab-ı hayat ya Hüseyin!..“
    Sakkacılar „bir su veririm İmam Hasan Şah Hüseyin aşkına“ diye diye Dede’den itibaren bütün canlara ya da üç cana birer yudum su içirirler. Sonra meydana gelir, kendileri de birbirlerine birer yudum su içirir, tek kişiyse kendisi bir yudum içer.
    Sonra dara durur, sakkacı „Bel mezid(bilâkis çoğalsın)” der canlar da lanetullah kavme’l-Yezid“ derler. Anlamı: Su Hayattır ve bu suyu Hüseyin’e vermeyen Yezid’e ve ona taraf olana lanet olsun.
    Sonra canların üzerine üç tarafa elle su serpilir. Serperken de sakkacı “Ya ilâhi kıl şefaat katresinden düşene dü cihanda ver muradın ya Hüseyin çağıranın” der Hemen tekrar dara gelirler, „hüü“ diyerek şöyle devam eder:
    „Ya ilâhi ver muradımız Mustafa’nın aşkına
    Saki-i kevser Aliyye’l-Murtaza’nın aşkına
    Hem Hatice Kibriya, Fatıma Hayrü’n-Nisa
    İmam Hasan, Şah Hüseyn-i Kerbelânın aşkına
    İmam-ı Zeynel Aba, Muhammed Bakır
    İmam Cafer, Musa Kazım, Ali Rıza’nın aşkına
    İmam Taki, Ali Naki, Hem Hasan-ül Askeri
    İmam Muhammed Mehdi Sahip Liva’nın aşkına
    İki gönlü bir eden Şah-ı Merdan-ı Ali
    Pirimiz Üstadımız Bektaş Veli’nin aşkına”
    „Ber Cemal-i Muhammed Kemâl-i İmam Hasan Şah Hüseyin Ali Ra Bülend’e salâvat… Diyelim Allah Allah!..“
    Burada Dede şu gülbengi okur: „Allah Allah… Ya ilâhi secdeye inen canları katar-ı Ehlibeytten güruh-u Naci zümresinden ayırmaya, saki-i kevser Aliyye’l-Murtaza, yapılan hizmetleri hak makbul Divan-ı Dergâh’ına kayıt eyleye, hizmet sahipleri hizmetinden şefaat bula. Dil bizden nefes Şah-ı Şehid-i Kerbelâ’dan ola. Gerçek erenlerin demine Hüü.“
    Görev itibariyle Kamber Hazretlerini temsil eder.
    10.) Kapıcı (Bekçi):
    Cem töreni yapılan evin kapısında bekler. Cem’e gelenlerin evlerinin güvenliğini sağlar. Girene çıkana göz kulak olur. Kurban yenirken kimsenin dışarı çıkmamasını sağlar.
    11.) Peyikçi (Davetçi, Okuyucu, Haberci):
    Cem’in yapılacağını önceden bütün canlara haber verir. Görev itibariyle Amr-ı Ayyar’ı temsil eder.
    12- Pervâne (Semâh dönen):
    Semaha kalkacak semahçıları belirler. Semah 12 hizmetten birisidir. Pervâne denilir. Kelebekler gece ışığı giderler ışığın çevresinde o kadar yaklaşırlar ki, kelebeğin ışığa olan tutkusu onun hayatına mal olur. Semah insanın Hakk ile Hakk oluşunu, Hakk’a ulaşmayı sembolize eder. [14] Ruhların Elest Meclisi’nde toplanması, insanın yaratılışı, yaşamı, yaşamın çeşitli bölümleri, ölüm ve aslına (Tanrı’ya geri dönüş) anlatılmaktadır. Semah’ta kadın-erkek eşitliği olmazsa olmaz koşuldur. Bu raksın başlangıçı, sonu ve birçok figürleri; kadınla erkeğin eşitliğini ve erin bacıya saygı göstermesi gerektiğini anlatmaktadır.[15]
    Yörük değirmenler gibi dönerler
    El ele vermişler, Hakk’a giderler,
    Gönül Kâ’besi’ni tavaf ederler,
    Muhammed’in kûsu çalınır bunda
    Ol Serverin demi sürülür bunda.[16]
    Gökteki melekler kanad açarlar,
    Önce bir kılavuz Hakk’a uçarlar,
    Mü’minler üstüne rahmet saçarlar
    Muhammed’in kûsu çalınır bunda
    Ol Server’in demi sürülür bunda.
    Derviş Yunus der ki gör n’oldu bana,
    Aşkın muhabbeti dokunur cana.
    Aklını başına devşir divâne
    Muhammed’in kûsu çalınır bunda
    Ol Server’in demi sürülür bunda.[17]
    “Sema’ evrendeki boşluk demektir. Boşlukta bulunan bütün cisimler galaksiler yıldızlar gezegenler ve en ufak parça olan atom bile zıttı ile beraberdir. Negatif ve pozitif enerjidir. Ezelden ebede kadar birisi diğerinin etrafında döner. Yaşam bu dönmeler sayesinde devam eder. Atomun içindeki elektronun çekirdeğin etrafında dönmesi ile gezegenlerin Güneş etrafında dönmesi arasındaki bu benzerliği hayatın ve canlıların her türünde görmek olanaklıdır. Bu dönüşün simgesel tekrarı olan semah’ta insanın ilâhi aşkla dolduğu an helyum gazı ile doldurulmuş bir balon gibi yerden yükselmesine benzer; artık oturduğu yerde duramaz, kalkıp dönmek yücelen ruhunu doyurmak için dönmeye başlar. Kişideki aşk tabiatın yüce, sonsuz aşkıyla birleşmiş olur. Bu çok anlamlı yüksek bir aşk halidir. Ama her semaha giren bu aşk haline ulaşabilir mi bilinmez. Semah zakirlerin saz çalması ile başlar üç hareketle yapılır. Birincisi karşılıklı durup eller göğüs üstüne açıp kapatarak Hakk’ın aşkı gönlümüzdedir, denilmek istenir. İkincisi ağır ağır yürürler bu ısınma orta haldir. Üçüncüsü tam hızlı dönerler bu derin aşk halidir. Bu hale erenlere selâm olsun.[18]”
    „Hüü diyelim Allah Allah“. (Semahçılar safta durur.) Ve Dede şu gülbengi okur: „Allah Allah. Semahlar saf ola, günahlar af ola, semahlar Kırklar semahı ola, dil bizden nefes Şah-ı Şehid-i Kerbelâ’dan ola, gerçek Erenlerin demine hüü.“
    Dedenin gülbenginden sonra, tekrar iki veya üç semah yapılır. Bu semahlar hangi yöreye ait olursa olsun fark etmez.
    Pervâneleri Ebuzer –i Gaffari ve bacımız Feyide tün nisa Fatimatü’l-Zehra Hazretleri temsil eder.
    SEMAH 1 – Ağırlama
    Başım açık yalın ayak yürüttün
    Sen merhamet eyle leb-i balım yar
    Yüreğimi ceviz gibi çürüttün
    Senin aşkın büktü kaddi dalım yar
    Çektirme cefalar yandırma nara
    Yitirdim aklımı oldum divane
    Köşe-i vahdette koyma avare
    Darü’l-aman Cemalettin Veli’m yar
    Sıtkı yakma ömrün kal-ı kıl ile
    Hazine bulunmaz kuru fal ile
    Yırtık gömlek ile eski şal ile
    Daha böyle nasıl olur halim yar
    SEMAH 2 –Yürüme
    Kerbelâ çölünden sökün mü geldin
    Ne yaman firkatli ötersin turnam
    İmam Ali katarına uyarak
    Kırkların semahın tutasın turnam
    Kırklar senin ile biledir bile
    Yediler hizmetin ol mail ola
    Ol Hızır nebi de yardımcın ola
    Güruhu naciye yetesin turnam
    Evvel bahar yaz ayları doğanda
    Semah tutup gökyüzüne ağanda
    Yavru şahin tellerine değende
    Ali’m dost dost diye ötesin turnam
    Ali’nin avazı sende bulundu
    Ne yaman ötersin bağrım delindi
    Ol Pir’den bir haber al da gel şimdi
    Gönlümün gamını atasın turnam
    Dedemoğlu durmuş hattını yazar
    Oturmuş ağ devin bendini çözer
    Mecnun Leylâ için çölleri gezer
    Can ver ki canana yetesin turnam
    SEMAH 3 – Yeldirme
    Derdim ondur çün dokuzun
    Diyemezem ağyara ben
    Sekizinde kaldı aklım
    Yedisinde avare ben
    Çün altısı bende ise
    Beşte çekmenem elem
    Dörtde Hüda’m lütfeylerse
    Üçte bulam çare ben
    Der Nesimi çün bu gönül
    İkilikten hali değil
    Onun için gece gündüz
    Yalvarırım bire ben
    Burada âşıklar hü diye hafif eğilir ve semahçılar safta toplanırlar Dede yine şu gülbengi okur; “Bismi şah Allah Allah Semahlar saf ola, günahlar af ola. Semahlarımız kırklar semahı ola.
    rehberimiz on iki imam yardımcımız hak ola. Dil bizden nefes Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den Ola gerçeğe hüü…”
    Semahçılar meydana niyaz ederler ve yeni semahçı yada aynı canlar son semah için darda durur, ritme göre semah yaparlar.
    Semah
    Nenni de nenni nenni ——– ( Darda durarak kollar hareket eder )
    Dost nenni nenni,has nenni nenni
    Bugün yasta gördüm zülfü siyahım
    Gülmedi sultanım bilmem ne haldir
    Halim arz eyledim bile ahvalim
    Sormadı sultanım bilmem ne haldir
    ,
    Nenni de nenni nenni
    Dost nenni nenni, has nenni nenni
    O sultanı âşıklardan sorarım
    Bugün dünya yarın ahret ararım
    Aşkına kıldığım sabrı kararım
    Kalmadı sultanım bilmem ne haldir
    Nenni de nenni nenni
    Dost nenni nenni, has nenni nenni
    Senin aşk ucundan od’a yandım men ———-( Yürüme-Yürüyüşe geçilir )
    Men öldürüp etme ara yerde kan
    Gözlerimde fer yok dizimde derman
    Kalmadı sultanım bilmem ne haldir
    Kalmadı sultanım bilmem ne haldır
    O sultandır hayr işlerin sebebi
    Anlının nurunda gördüm habibi
    Yaralara merhem saran tabibi
    Sarmadı sultanım bilmem ne haldır
    Sarmadı sultanım bilmem ne haldir
    Veli’m hü der aklım başımdan gitti
    Sağlığımda beni salacak etti
    Cenazen kılarım deyi vaad etti
    Kılmadı sultanım bilmem ne haldir
    Kılmadı sultanım bilmem ne haldir
    Semah
    Gece gündüz durmaksızın ———–( Yeldirme-Hızlanma- çark etme )
    Yoluna revanız senin
    Her yerde hazır nazırsın
    Sensin mabudu cümlenin
    Ezel ebed sensin gaffar
    Varlığın bizim ile var
    Gel ihsan eyle güzel yar
    Bize gevheri madenin
    Muhammed Ali nurundur
    Bektaş veli sırrındır
    Bu senin gizli varındır
    Gördük dirar-ı cemalin
    Dertli Divani’ye himmet
    N’ola dilber kıl hidayet
    Bakidir nur-u velayet
    Şahidi Kur’ân el mubin — Semahçılar safta toplanıp dara durur ve aşıklar “Hüü diyelim Allah Allah” derler. Dede tekrar şu gülbengi okur “Bismi Şah Allah Allah… Semahlar saf, günahlar af ola. Semahlar kırklar semahı ola. Hizmet gören canların hizmetleri kabul, muratları hâsıl ola. Dil bizden nefes şahı şehidi Kerbelâ’dan ola. Gerçeğe hüü…”
    Semahçılar Gözcü ile birlikte meydana diz çöker ve tevhit okunur. Bu tevhit 12 imamların isminin geçtiği ya da herhangi bir tevhit olabilir. Saz eşliğinde okunur.
    Tevhid
    Allah Allah İllallah
    La ilahe illallah
    Ali Mürşit güzel şah
    Şahım eyvallah eyvallah
    La ilahe illallah
    Hak Muhammet Ali dostum
    Kerem kılmak size geldi
    Hariciler Mansur’u astı
    Nesimi’yi yüze geldi
    “ “ “
    Fatma ana firkate düştü
    Uçmak kapıların açtı
    İmam Hasan zehir içti
    Münafıktan ceza geldi
    “ “ “
    N A K A R A T
    Şimr, Mervan karşı geldi -Doost doost dost kurban
    Kerbelâ al kanla doldu – Piir piir pir kurban
    Şah Hüseyin Şehid oldu
    Yezitlerden ceza geldi
    “ “ “
    Aktı İmamların kanı
    İmam Zeynel Mürüvvet kânı
    Ana rahminde zindanı
    Levh-i kalem mi yaza geldi
    “ “ “ N A K A R A T
    Ol münafık yüzü kara –doost doost dost kurban
    Kast eyledi imam Bakır’a – Piir piir pir kurban
    Emreyledi İmam Cafer’e
    Denizi yutmağa geldi
    “ “ “
    Didar gözleri gözümden
    Sevdası gitmez özümden
    İmam Musa-i Kazım’dan
    İmam Ali Rıza geldi
    “ “ “ N A K A R A T
    Taki’nin darına durduk – Doost doost dost kurban
    Naki’ye can feda kıldık – Piir piir pir kurban
    Kend-i özümüzden sitem sürdük
    Can cesetten teze geldi
    “ “ “
    Hasan-ül Askeri sensin
    Erenlere mihr-i kânsın[19]
    Mehdi-i sahib-i zamansın
    Aliyye’l-Murteza geldi
    Hünkârı evliya geldi
    N A K A R A T
    Hüseyn’im der yare neden[20]
    Yaralandık çare neden
    Konan göçtü bu haneden
    Şimdi sıra bize geldi
    Yine Âşıklar “gönül birliğiyle diyelim Allah Allah” derler ve Dede şu gülbengi okur; “Bismi Şah Allah Allah. Üçlerin, Beşlerin Yedilerin, Kırkların Hürmetine… 12 İmam,14 Masum-u Pak 17 Kemerbestlerin hürmetine… Erenlerin, Evliyaların, Âşıkların Ve Sadıkların hürmetine Hak erenler yapılan hizmetleri divanı dergâhına kayd eyleye. Cemimiz kırklar cemi, semahlarımız kırklar semahı ola. Eksiklerimizi Hak erenler tamama yaza, taklidimizi tevhide kaydeyleye. Nur-u Nebi Kerem-i Ali gerçek erenlerin demine hüü…”
    Semahçılar ve gözcü “miracınız kutlu olsun” diyerek birbirleriyle niyazlaşır ve meydana niyaz edip yerlerine geçerler.
    [6]Elif darı(Fatima Darı): Sağ ayak baş parmağı, sol ayak baş parmağının üzerine konur. Sağ el çaprazlama, sol da kalbin üzerine gelecek şekilde göğüs üzerine konur. Sol el yana salınıp hafif eğilerek dara durulur.
    [7] Dursun Gümüşoğlu “Anadolu’da bir köy Eskikonak”, Ardıç yayınları, s.61 2003
    [8] Nur Sûresi 35. âyet
    [9] Irma: Ayırma anlamına gelmektedir.
    [10] Dursun Gümüşoğlu “Anadolu’da bir köy Eskikonak”, Ardıç yayınları, s.62 2003
    [11] Alevilik-Bektaşilik de “ilâhi” kelimesi yerine “Nefes, Deyiş, Beyit, Deme, Ayet” gibi isimler verilir.
    [12]A.Yaşar KARAMAN “ABDESTİMİZ ALINMIŞ-NAMAZIMIZ KILINMIŞ”, http://www.cemvakfi.org/blddetay.asp?ID=148
    [13] Enbiya Sûresi 30. âyet
    [14] Dursun Gümüşoğlu “Anadolu’da bir köy Eskikonak”, Ardıç Yayınları, s.63 2003
    [15] Doç.Dr. Bedri Noyan Dedebaba “Bütün Yönleriyle Alevilik-Bektaşilik” cilt IV, s.707,Ardıç Yayınları
    [16] Refik Ahmet Sevengil, Bu dizenin “Ol Server’in adı anılır dilde” olacak demektedir.
    [17] Abdulbâkî Gölpınarlı, Yunus Emre Divânı, s.787
    [18] Dursun Gümüşoğlu “Anadolu’da bir köy Eskikonak”, Ardıç Yayınları, s. 63 – 2003
    [19] Mihr-i kân: Aşkın, sevginin kaynağı
    [20] Sazlar çalınmadan bu son dörtlük şiir formunda okunur

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Check Also

ALİ’ YE BAĞLI

Bizim erkanımız, bizim yolumuzAllah bir Muhammet, Ali’ye bağlıSer çeşmeden sunulmuştur dol…