|
05 09 2008 |
 (HUBYAR SULTAN / TOKAT)
“Hubiyar Sultan” ve “Anadolu Evliyaları” ismiyle kitapları da yayınlanan, yürüttüğü cemler kadar, “örgütçü” kimliğiyle de tanınan, “koç kurban kesmeyince, müsahip tutmayınca, yola gidilmeyince nasıl Alevi olunabilir ki?” diyen Hubyar Sultan Ocağı Dedelerinden Eraslan Doğanay Dede, söyleşimizde bizi Anadolu’nun gerçek değerleri olan erenlerin dünyasına götürüyor.
Sevgili Dede hangi ocağa bağlısınız? Bize çocukluk günlerinizden bugüne yaşamınızdan, görüp geçirdiğiniz cemlerden bahseder misiniz?
Ben, Hubiyar Sultan evlâtlarındanım. Hubiyar Sultan, Musa-ı Kâzım sülâlesindendir. Anadolu hareketlerinde büyük katkıları, çalışmaları olmuştur. Eskiden, Sivas’a bağlı Hafik’in Kurtköy köyündeydi. Şimdi Tokat’ın Almus Kazası’nın Hubiyar Köyü’nde. Ben, rahmetli babam İbrahim Ethem’le, 8-10 yaşımdan bugüne kadar, hiçbir günümü aksatmadan Alevi yolu ve Alevi birliği için çalışıyorum. Aslen Zile’nin Kervansaray Köyü’ndenim. Turhal’da oturuyorum. İstanbul’da çocuklarımızın olması nedeniyle, çok sık gider, gelirim. Burada da Hubiyar Sultan talipleriyle devamlı beraber oluruz. İstanbul’a geldiğim zaman, cemlerimle, görgülerimle, sorgularımla, sazımla, niyazımla onlarla iç içe, gönül gönüle olurum.
Hayat çizgime dönelim. İlkokulu, köyümde okudum. Ortaokulu Zile ve Tokat’ta bitirdim. Lise bittikten sonra, ticaretle ilgilendim. Bu arada siyası durumlarda da aktif oldum. 1967’de kurulan Türkiye Birlik Partisi’nin 6 sene il başkanlığını yaptım. Zile’de il genel meclisi üyesi oldum ve 6 sene daimi üyelik yaptım. Bir noktada politikanın içine girmek de zaruri oldu. Çünkü baktım, Türkiye’de ve dünyada tüm işler politik kazanların içinde kaynıyor. Halkıma samimi olarak, daha iyi hizmet vermek amacıyla seçime girdim, Zile’de ilk seçilen Alevi oldum.
|
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
Arkadaşımız Devrim Sevimay’ın, Türkiye solunun çıkış arayışını masaya yatırdığı yazı dizisinden esinlenerek yazdığım “Aleviler, kadınlar ve yoksullar” başlıklı yazı üzerine DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’den telefon geldi: “Yoksullar için düzenli vatandaşlık geliri, benim pek çok konuşmamda var. Alevilerle ilgili yaklaşımımız, DSP’nin 2002 seçim bildirgesinde geniş bir biçimde yer alıyor. Kadınlar konusunda da önceliklerimiz belli. Ama sesimizi duyurmakta sorunumuz var” diye her zamanki nazik üslubu içinde sitem etti.
Telefon görüşmemizin hemen ardından da gerek 2002 seçim bildirgesinin, gerekse değişik zamanlarda ve yerlerde yaptığı konuşmaların ilgili bölümlerini bana e-postayla gönderdi.
Örneğin Sezer’in konuşmalarında sık sık DSP iktidarında, vatandaşlık hakkı adı altında, geliri olmayanlara devlet bütçesinden düzenli destek sağlanacağı, bunun kaynağının hazır olduğu belirtiliyor.
Sezer’le görüşmemizi Devrim’e aktardım; çıkış noktası TBMM’de temsil edilmeyen sol olarak tespit edildiği için, sadece DSP’lilerin değil, CHP’lilerin de görüşlerine başvurulmadığını öğrendim. Devrim’in de teşvikiyle, Sezer’in gönderdiği metinlerden yararlanarak, DSP’nin Alevilere bakışını sizlere aktarmak istiyorum:
|
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
Ankara Barosu avukatlarından Erdal Güzel, "Ramazanda nasıl sigara içersin. Burası Ermenistan mı?" diyen dolmuş şoförünün saldırısına uğradı. Kaşı açılan ve kanlar içinde adliyeye gelen Güzel, saldırgandan şikayetçi oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Güzel, adliyede , yaşadığı olayı şöyle anlattı
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
'Ankara'ya içki yasağı getirilecek'
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, ''alkollü içki satan dükkan ve mekanların denetlenmesi için'' ÖZEL TİMLER kurulmasını kararlaştırdı. Çankaya Belediye Başkanı CHP'li Eryılmaz, ''Alınan bu karar Meclis'in CHP'li üyelerinden saklanarak alındı. Dava açacağız'' dedi.
Keçiören'de içki satan esnafı zabıta dövmüştü
Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin, “alkollü içki satan dükkan ve eğlence mekanlarını denetlemesi için gece denetim ekibi kurulması”na ilişkin kararını eleştirerek, kararın iptali için dava açtıklarını bildirdi.
Eryılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, Belediye Meclisinin aldığı kararla tüm Ankara'daki yerleri denetleme yetkisini “kaşla göz arasında üstüne aldığını” öne sürerek, “İktidarın farklı toplum kesimlerinin farklı ihtiyaçlarına cevap vermeye son derece isteksiz tutumunun bir yansıması olarak Büyükşehir aslında bu kararla etap etap özellikle Çankaya'da ve Ankara'da içki yasağı getirmeyi amaçladığını ortaya koymuştur” iddiasında bulundu.
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
RTE’NİN dünürgillerinin sahibi olduğu Yeni Şafak gazetesinin internet sayfasında “Bu ziyaret çok konuşulacak” dendi ilk anda. RTE’nin damadının patron vekili olduğu Sabah gazetesi yorumsuz kaldı aynı anda. RTE’nin ahbaplarının sahibi olduğu Star gazetesi “Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tuhaf ziyaret” başlığını uygun gördü o sırada. Konumuz; Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi’nin Kandıra Cezaevi’ne giderek, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’u Türk Silahlı Kuvvetleri adına ziyaret etmesiydi. Bu ziyaretin Orgeneral İlker Başbuğ’un komutasına geçen Genelkurmay’dan resmen duyurulmasıydı. İslamcı hükümetçe madalya takılan, altına zırhlı araba çekilen Yaşar Büyükanıt Genelkurmay’dan ayrılır ayrılmaz, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin cezaevindeki eski komutanlarını anımsıyor olmasıydı!
Ama bizim konumuz bu değildi. Dünürgillerin gazetesi Yeni Şafak’ın internet sayfasında ziyarete ilişkin olarak “Genelkurmay’ın açıklamasında, Ergenekon soruşturması kapsamında ‘hükümeti devirmek için halkı silahlı isyana teşvik’ suçundan yargılanacak olan Eruygur ve Tolon’un hangi amaçla ziyaret edildiğine ilişkin bilgi verilmedi” deniyordu. Bizim konumuz buydu! Neymiş; Eruygur ve Tolon, “hükümeti devirmek için halkı silahlı isyana teşvik” suçundan yargılanacakmış deniyordu. Bu yaklaşıma oha mı demeli yoksa kibar davranıp çüşünüz mü demeli bilinemiyordu!
En azından ben bilemiyordum. Bilemediğim için de dünürgillerde çalışan Fehmi Koru, Ali Bayramoğlu; damatgillerde çalışan Engin Ardıç, Nazlı Ilıcak, Emre Aköz, Ergun Babahan,; ahbapgillerden Mustafa Karaalioğlu, Mehmet Altan, Ahmet Kekeç, Eser Karakaş; yakın dostgillerden Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Murat Belge, Etyen Mahçupyan, Alper Görmüş, cemaatgillerden Ekrem Dumanlı gibi kalemlerden ve ayrıca bu vesile ile “300 aydın” imzasına katılan ampulcülerin her birinden yardım talep ediyorum. Savcı Zekeriya Öz, Ergenekon Terör Örgütü İddianamesi’nin neresinde Eruygur ve Tolon’u dünürgillerin açıkladığı gibi “hükümeti devirmek için halkı silahlı isyana teşvik” iddiasıyla suçladı? Yoksa ek iddianameyi dünürgiller mi hazırlıyor! Bir zahmet anlatıverin de bilelim; oha mı demeliyiz yoksa kibar davranıp çüşünüz mü!
|
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
İstanbul Haber Servisi- İşçi Partisi (İP) Genel Başkan vekili Mehmet Bedri Gültekin, bütün kanıtların, Almanya’daki “Deniz Feneri” vurgununun, AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la ilişkili olduğunu ortaya koyduğunu savundu.
Partisinin İstanbul İl Örgütü’nde basın toplantısı düzenleyen Gültekin “Deniz Feneri Derneği” vurgununa yönelik AKP- Deniz Feneri ilişkisiyle ilgili açıklama yaptı. Gültekin, Erdoğan’ın en başından beri bu ekiple ilişkileri olduğunu, bu ilişkinin devam ettiğini, bundan dolayı Frankfurt Savcılığı tarafından şüpheliler arasında görüldüğünü öne sürdü. Gültekin şöyle devam etti: “Frankfurt’ta görülmekte olan davada üzerinde en çok durulan konu Mehmet Gürhan ile Türkiye arasındaki para trafiği. Deniz Feneri’nin Almanya’dan Türkiye’deki bazı banka hesaplarına yüklü miktarlarda paralar transfer ettiği soruşturma sırasında ortaya çıkmıştı. Para transferlerinde üst düzey bir bürokratın Ziraat Bankası hesaplarının kullanıldığı, savcılık tarafından belirlenmişti. Alman savcılığı, kara para hareketlerinin yaşandığı dönemde bir başka noktaya dikkat çekiyor. Başbakan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan, tam da bu dönemde
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
RTÜK Başkanı Zahid Akman basın toplantısında esti ve gürledi...
Televizyonların çoğu canlı olarak verdi Akman’ın basın toplantısını.
Basın toplantısına katılan Ankaralı gazeteciler, Yalçın Bayer’in, Tuncay Mollaveisoğlu’nun, Aykut Küçükkaya’nın ve benim 18 aydır yazdıklarını ya da üç-dört gün önceki bazı gazetelerde çıkan haberleri okusalardı, RTÜK Başkanı Akman öyle esip gürleyemezdi.
Zahid Akman’a çağrıda bulunuyorum:
“Uçağa atlayıp birlikte Frankfurt’a gitmeye var mısın, yok musun?”
Almanya’da kuryelik suç.
Deniz Feneri e.V. davasının dosyasında Zahid Akman’ın adı geçiyor. Akman, Frankfurt’a giderse, havaalanında gözaltına alınacak. Bunu bildiği için de “ne olur ne olmaz” diyerek hiçbir Avrupa ülkesine gitmiyor 18 aydır.
Euro 7 TV Genel Müdürü Mehmet Gürhan, Deniz Feneri Genel Müdürü Mehmet Taşkan, Muhasebe Müdürü Firdevsi Ermiş soygun olayının görünen yüzü...
|
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
|
Kaçak kursa ayrıcalık
Tarikat yuvası haline gelen Gaziosmanpaşa’da okul inşaatı durdurulurken aynı adada bulunan ve planlarda kültür merkezi, yeşil alan olarak görünen bir başka parselde kaçak Kuran kursu hızla yükseliyor. CHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Mehmet Polat, belediyenin okul inşaatını durdurarak kaçak Kuran kurslarına göz yummasının şeriatçı yapılanmaya destek anlamına geldiğini söyledi.
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
Bir ayağı Türkiye’de, bir ayağı Almanya’da; öteki ayakları çeşitli İslam ülkelerinde...
Adı ne?..
Deniz Feneri mi?..
Yimpaş mı?..
Kombassan mı?..
Jet-Pa mı?..
Adı neyse ne..
Şirket mi?..
Dernek mi?..
Neyse ne...
Açıkgöz Müslümanların zavallı ve saf Müslümanları kim vurduya getirmesi için kurulmuş örgütler...
Bir elleri Müslümanın cebinde...
Öteki elleri AKP iktidarında...
|
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
|
Çeşitli çevrelerden farklı değerlendirmelerin yapıldığı rektör atamalarından Cem Vakfı memnun!
Ankara Şubesi Başkanı İlhami Binici, Cumhurbaşkanı'nın atadığı 21 rektörün 8'inin Alevî kökenli olduğunu ileri sürdü "Devlette Alevî müsteşar, genel müdür yoktu. Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu atamaları gelecek için umut verici. Güzel bir başlangıç oldu." diyen Binici, AK Parti hükümetine de diyalog çağrısı yaptı.
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
Önce, Türkiye'deki iç hukuk yollarının tükenmesinden sonra en son Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne giden ve geçen yıl karara bağlanan davayı hatırlayalım.
Hasan Zengin adlı Alevi bir vatandaş, 7'inci sınıfa giden kızının Alevilikle ilgili bilgilerin yer almadığı din derslerine girme zorunluluğunun kaldırılması için önce İstanbul Valiliğine, ardından İstanbul İdare Mahkemesi'ne ve bütün bu yollardan sonuç almayınca da, son olarak Danıştay'a başvurmuştu. Başvurusu reddedilen Hasan Zengin, 2004 yılında da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurdu.
Nisan 2005'te Türkiye 20 maddelik savunmasında, davanın reddini istedi ve "Ders tarafsızdır. Anne babalar, devletin yetkisine karşı çıkamaz" dedi. Mahkeme 2006'nın 3 Ekim tarihinde de davayla ilgili bir duruşma yaptı.
Türkiye savunmasında, Aleviler ile Sünniler arasında ayrımcılık yapılmadığını, derslerin din dersi değil, din ve ahlak konusunda genel kültür dersi olduğunu belirtti.
AİHM, Hasan Zengin'in başvurusu üzerine Türk Hükümeti'ne "cevaplandırılması" için bir dizi soru yöneltmişti.
Sorularda Alevi kültürü ve ibadet şekillerinin, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde öğretilip öğretilmediği, Hasan zengin'in kızının, zorunlu din kültürü derslerinden muaf tutulması talebinin, sözleşmeye aykırı olup olmadığı sorgulanmıştı.
Türkiye'den gelen cevapta ise Anayasa ve Milli Eğitim Temel Kanunu'nun din derslerini zorunlu kıldığı belirtilmiş ve "Aleviliğin müfredatta olmaması gerekçesiyle kimsenin din dersinden muaf tutulamayacağı" belirtilmişti. Dışişleri Bakanlığı AİHM'ye gönderdiği yazıda, "Türkiye'de Anayasa değişmedikçe, kimsenin zorunlu din dersinden muaf tutulamayacağı" bildirilmişti.
|
|
Devamı...
|
|
05 09 2008 |
Aşağıdaki sorularımın, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla. 18 Ağustos 2008
Süleyman Yağız
DSP İstanbul Milletvekili
1- Sizin de konuk olarak katıldığınız, 45. Ulusal ve 19. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri’nin başlama törenine Cumhurbaşkanlığı görevlilerince müdahale edilmiş midir?
2- Törenin protokol ve oturma düzeni, hatta sunucusu bile Cumhurbaşkanlığı görevlileri tarafından kararlaştırılmış mıdır?
3- Etkinlikler kapsamında bu yılki Barış ve Dostluk Ödülü’ne layık görülen eski Adalet Bakanı Sayın Seyfi Oktay’a, kürsüye çıktıktan birkaç dakika sonra konuşmasını bitirmesi için Cumhurbaşkanlığının sunucusu tarafından uyarıda bulunulmuş mudur? Uyarı üzerine Sayın Oktay, “bu koşullarda daha fazla konuşamayacağını” belirterek konuşmasını bitirmek zorunda kalmış mıdır?
4- Dahası ev sahibi olan Hacıbektaş ilçesi Belediye Başkanı Sayın Ali Rıza Selmanpakoğlu da konuşmasını daha fazla uzatmaması için yine aynı sunucu tarafından uyarılmış mıdır? Bunun üzerine Sayın Selmanpakoğlu, “Bitiriyorum” demek zorunda kalmış mıdır?
5- Eğer bu iddialar doğruysa bu demokratik bir tutum mudur? Bütün bunlar sizin bilginiz ve izniniz dâhilinde mi olmuştur?
6- Cumhurbaşkanlığı görevlileri, Cumhurbaşkanı’nın konuk olduğu törenlere bu tür müdahalelerde bulunmakta mıdırlar? Törenlerin sunucusunu bile kendileri mi getirmektedirler?
7- Bu görevlilerin böyle bir yetkisi var mıdır? Varsa bunlara bu yetkiyi kim vermiştir? Böyle bir yetkiyi, demokratik hukuk devleti ilkeleri ve Avrupa Birliği standartlarıyla bağdaştırmak mümkün müdür?
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
05 09 2008 |
Kuşadası Belediyesi, Meclis üyelerinin oybirliği ile Kuşadası Cemevini resmen ibadet yeri, hem de diğer ibadet yerleri ile eşit statüye kavuşmasına dair aldıkları karar önemli bir gelişmedir. Bu gelişme tabii ki kendiliğinden olmadı. Kuşadası’nda örgütlü Alevilerin yıllardır sürdürdüğü çabalar ve gayret var.
Bu açıdan, bu tarihi kararın arkasındaki çalışmaları ve Alevi hareketinin etkisini, kararın alınmasına dair ilk iradenin şekillendiği 23 Ağustos 2008 gününü kamuoyuna iyi açıklamak gerekir.
Bu kararın alınacağı bize 10 gün önce ifade edilmiştir. 23 Ağustos 2008’de “Yolda Birlik Buluşması” adı altında yapılan YOL TV tarafından organize edilen etkinliğe, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyon Başkanı Turgut Öker, Yol TV Yönetim ve İcra Kurulu üyeleri, Süleyman Arslan, Haydar Aygören, Dr. Erhan Aydoğmuş, Necdet Saraç ve Turan Eser katıldı. Bu buluşmaya, Kuşadası’ndaki faaliyet yürüten, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şube Başkanı Arslan Şahan, Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Cafer Kotan, Aydın Valisi Mustafa Malay, Kuşadası Kaymakamı Mustafa Esen, Kuşadası Belediye Başkanı Fuat Akdoğan, Kuşadası Emniyet Müdürü Şenol Zeybek ve CHP Kuşadası İlçe Başkanı M. Esat Altungün ile kalabalık bir davetli topluluğu katıldı.
Bu buluşma Yol Tv'den canlı olarak yayınlandı. Tolga Sağ, Pınar Sağ ve Yolcu ve Grubu'nun birbirinden güzel söylediği türküler söylediler.
TARİHİ KARARDAN 10 GÜN ÖNCE KUŞADASI’NDA ALEVİLER BİRLİKTE SESLENDİ; “KUŞADASINDA CEMEVİ EŞİT STATÜYE KAVUŞMALI, İNŞAAT BİTİRİLMELİDİR”
“Yolda Birlik” buluşması gecesinde, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyon Başkanı Turgut Öker, Yol TV Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Arslan ve Yol TV Yönetim Kurulu Üyesi Turan Eser tarafından yapılan konuşmalarda “Kuşadası’nda seçmen nüfusun üçte birini Aleviler oluşturmasına rağmen, Kuşadası’nda inşaatı tamamlanmamış ve yasal statüye kavuşturulmamış cemevimizin bulunması, Kuşadası yerel yönetiminin eksikliği” olarak ifade edilmiştir. “Bu nedenle cemevlerimizi “cümbüşyeri” olarak gören zihniyetin değişmesi gerekir” denilmiştir.
|
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
|
Ali Balkız ile Neşe Düzel e yaptırılan söyleşinin nerelere çekilmek istendiğini açık bir şekilde gösteren cevap biçimindeki Metin Aktaş ın karşı yazısını da Taraf yayınladı.
Aslında çok şey anlatan bu durumu ne yazıkkı çok az alevi anlayacak. Karşıt yazıyı yorumsuz olarak yayınlıyoruz.
Aleviyol
Ali Balkız'ın Aleviliği-Metin Aktaş
Alevi örgütlerinin başına gelmiş Ali Balkız gibi insanların Aleviler’in Atatürk’ü İmam Mehdi olarak gördüğünü söylemeleri onların Alevilikle, felsefesiyle, inancıyla yakından uzaktan ilgilerinin olmadığını, tamamen Kemalistler’in Aleviler içerisindeki siyasal uzantıları olduğunu gösterir.
Özel bir ilgim dolayısıyla din teolojisi özel olarak da İslam dini içerisindeki İmam Caferi Sadık Mezhebi hakkında on yıl süren bir araştırma yaptım. Bu alanda kendimce bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum. Bir Alevi ve bir insan olarak Neşe Düzel’in önceki gün bu gazetede Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız’la yaptığı söyleyişide Balkız’ın söyledikleri beni rahatsız etti, eminin benim dışımda da bazı Aleviler’i rahatsız etmiştir. Kemalistler’in Aleviler içerisinde ki bekçilerinden biri olan Ali Balkız’ın söyledikleri, Aleviler içerisinde ki Kemalistler’in vardığı çılgınlığı göstermek açısından ibret verici bir kanıt.
|
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
|
Olay taze, fakat gerekçesi ve tarihçesi çok eskilere dayanıyor. Aleviler üzerinde ayrımcılık uygulamaları, inkar, asimilasyon ve şiddet asırlardır süregelen bir gerçeklik. Özellikle son yıllardır AKP hükümeti ve AKP'li yerel yönetimler aracılığıyla, Aleviler üzerindeki baskı, şiddet ve ayrımcılık uygulamalarının, giderek arttığına tanık oluyoruz. Metin Şahin olayı bu açıdan tekil ve şahsi bir olay değildir. Bu saldırının adresini tanımlamak gerekir. Adres tanımı aslında net; Bu saldırı farklı kimlikleri 'hizaya getirmek' için, Alevilere, demokrasiye, insan haklarına ve Türkiye'ye yapılmıştır.
AKP'li Turgut Altınok'un Belediye Başkanlığı yaptığı, Keçiören Belediyesi Zabıta Ekibi (A TAKIMI), bakkal sahibi Metin Şahin'in 'Alevi olduğu' ve 'içki sattığı' için öldürülesiye dövülmesinin arkasında koca bir karanlık ve ideolojik bir tarih vardır. Bu tarih başta Aleviler olmak üzere, farklı kimliklere yönelik yok sayma, inkar ve imha üzerine kurulmuş ve doğrudan bir ayrımcılıkların yaşandığı tarihtir. Bu saldırı insan haklarına saldırıdır. Emek verilerek üretilen değere, esnafın çalışma hakkına ve emeğine saldırıdır. Bunun böyle olduğunu dün akşam Metin Şahin'in babası Pirfani Şahin abiyle yaptığımız sohbetten de anlıyorum. Olay 2008 yılında ortaya çıkmış ise de, Aleviler üzerindeki baskının ve ayrımcılığın AKP döneminde, Keçiören'de giderek arttığını, Pirfani abi detaylıca ve somut ayrımcılık örnekleriyle anlattı.
|
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
KUŞADASI Belediye Meclisi, Türkiye'de yıllardır tartışılan konuda radikal bir karar aldı. Meclisin bugünkü oturumunda, ‘Cemevi’ ibadethane olarak kabul edildi, su ücretlerinin cami tarifesinden alınması oybirliğiyle kabul edildi.
Kuşadası Belediye Başkanı AKP'li Fuat Akdoğan ile Alevi dedesi Hüsnü Kıranlı, kararın Türkiye'de bir ilk olduğunu ileri sürdü.
Kuşadası Belediyesi'ne, ‘cemevinin ibadethane kabul edilerek, diğer ibadethanelere uygulanan su tarifesinin kendilerine de uygulanması’ yönündeki taleplerini ileten Kuşadası Cemevi yönetimi, alınan kararla sevindi. Talep belediye meclisinin bugünkü oturumunda ele alındı. Belediye Başkanı Fuat Akdoğan'ın ilettiği talebi AKP, CHP, MHP ve Bağımsızlardan oluşan 13 meclis üyesi, oybirliğiyle kabul etti. İlçede, camilere uygulanan su tarifesinin cemevine de uygulanması kararlaştırıldı.
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
Kuşadası Belediye Meclisi, Türkiye'de yıllardır tartışılan konuda radikal bir karar aldı
Hürriyet gazetesinin haberine göre; Meclisin bugünkü oturumunda, 'Cemevi' ibadethane olarak kabul edildi, su ücretlerinin cami tarifesinden alınması oybirliğiyle kabul edildi. Kuşadası Belediye Başkanı AKP'li Fuat Akdoğan ile Alevi dedesi Hüsnü Kıranlı, kararın Türkiye'de bir ilk olduğunu ileri sürdü.
Kuşadası Belediyesi'ne, 'cemevinin ibadethane kabul edilerek, diğer ibadethanelere uygulanan su tarifesinin kendilerine de uygulanması' yönündeki taleplerini ileten Kuşadası Cemevi yönetimi, alınan kararla sevindi. Talep belediye meclisinin bugünkü oturumunda ele alındı. Belediye Başkanı Fuat Akdoğan'ın ilettiği talebi AKP, CHP, MHP ve Bağımsızlardan oluşan 13 meclis üyesi, oybirliğiyle kabul etti. İlçede, camilere uygulanan su tarifesinin cemevine de uygulanması kararlaştırıldı.
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
AKP’ye karşı solda bir seçeneğin yaratılamamasından bunalmış, oy verecek parti bulamayan bir sol seçmen olarak, arkadaşımız Devrim Sevimay’ın yazı dizisini ilgiyle okuyorum. Ve daha şimdiden defterime “Aleviler, kadınlar ve yoksullar, sol için çıkış noktası olabilir” diye bir not düştüm.
Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Fevzi Gümüş’ün de altını çizdiği gibi Alevilerle AKP arasında iflah olmaz bir kan uyuşmazlığı var: “AKP için Aleviler, yola getirilmesi gereken bir kesim.”
Hatırlayın daha geçen hafta Keçiören’de bir Alevi esnaf, tekel ürünleri sattığı için AKP’li belediye zabıtaları tarafından saldırıya maruz kaldı. Esenyurt’ta bir öğrenci Alevi olduğunu söyleyince, öğretmeninden dayak yedi. “AKP’den Alevilere yarar gelmeyeceği gibi, ülkeye de demokrasi gelmeyeceğini gayet iyi görebiliyoruz” diyen Gümüş’e göre hâlâ Alevilerin % 90-95’i CHP’ye oy veriyor.
|
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
|
Din ve vicdan özgürlüğü
AKP güya Alevileri kazanmak için “Alevi Açılımı” yapacaktı. Alevilikle ilgili kitapları ile tanınan Reha Çamuroğlu’ nu da milletvekili yaptı. Fakat, seçimlerin üzerinden bir sene geçmesine rağmen AKP bir türlü açılamadı. Alevilerin yoğun eleştirilerine karşı AKP’ yi savunmak için elinden gelen gayreti gösteren Reha Çamuroğlu dahi ümitsizliğe kapılarak partisine karşı tavır almak durumunda kaldı. Çamuroğlu, Alevilere yönelik vaat edilen açılımları gerçekleştirmediği gerekçesiyle Başbakan Tayyip Erdoğan’ın danışmanlığından istifa etti.
Diğer taraftan bir Alevi yurttaşın başvurusu üzerine AİHM zorunlu din dersinin AİHS’ ne aykırı olduğuna karar verdi. AB’ ye girmekte kararlığını her fırsatta açıklayan AKP hükümeti AİHM kararını da duymazdan geldi.
Şimdi, yeni bir öğrenim yılı başlıyor.
Aleviler haklı olarak din dersinin okullarda zorunlu olmasına karşı eylemler yapıyor.
|
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
 "Otelden sağ kurtulanlardanım. 35 kişinin yakıldığı olayın haftasında savcı Demiral, ‘Olayda örgüt yok’ hükmünü verdi. Sakladı örgütü. O örgüt Ergenekon mu, araştırılsın."
"Alevilik inancında reenkarnasyon vardır. İnsan ölmez, başka bir canlının görünümünde yeniden dünyaya gelir. Aleviler, ‘Hz. Ali, Mustafa Kemal Atütürk olarak zuhur etti’ diye inanırlar."
"Aleviler CHP’yi hâlâ destekliyorlar ama CHP’yle ilişkileri defolu. Aleviler’in kullanıldığı bir ilişki bu. CHP tek başına iktidar olsa da, bu Sünni devlet ve Sünnileştirme politikası devam eder."
NEDEN? ALİ BALKIZ
Türkiye’de her din, her ırk, her mezhep kendine ait bir derdi yaşıyor. Neredeyse bütün bu grupların devletle bir sorunu var. Türban sorunuyla Sünniler yaralanıyor, cemevlerine resmiyet tanınmamasıyla ve okullarda zorunlu din derslerinde çocuklara sadece Sünniliğin öğretilmesiyle Aleviler yaralanıyor. Anadilde eğitim hakkına sahip olamamakla Kürtler yaralanıyor, geçmişten söz edilmesinin yasaklanmasıyla ve acılarının paylaşılmamasıyla Ermeniler yaralanıyor. kısacası devletin “resmî vatandaş” formatına uymayan herkesin sorunu var bu sistemle. Ama bu sorunlu gruplar biraraya gelip, meseleyi ortak şekilde “demokrasiyle” çözecek bir yol bulamıyorlar. Bu hafta Aleviler’in sorunlarına değindik. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız bize Aleviliğin kimlik sorununu ve Aleviler’in dertlerini, isteklerini anlattı. Orhan Kemal ve Haldun Taner ödülleri dahil öykü dalında pekçok ödülün sahibi olan Ali Balkız’ın yayınlanmış onüç öykü kitabı var.
|
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
 AKP hükümeti yasaya aykırı kurs açanlar ve orada öğretmenlik yapanlara verilen cezada indirim yaptı
AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte özellikle “yaz aylarında” camilerde açılan Kuran kurslarının sayısı, ilk ve ortaöğretim okulu sayısına ulaştı. Bu rakamlardaki artışlar yıllar itibarıyla şöyle: 2003 yılında 48 bin 680’e, 2004 yılında 54 bin 372’ye, 2005 yılında 55 bin 830’a ve 2006 yılında 58 bin 500.
İstanbul Haber Servisi - Eğitimci, eski milletvekili Mustafa Gazalcı, eğitim alanında AKP’nin eğitimde nasıl örgütlendiğine, etkinliklerini nasıl çeşitlendirdiğine, Atatürk düşmanlığının hangi boyutlara ulaştığına dikkat çekiyor.AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte özellikle “yaz aylarında” camilerde açılan Kuran kurslarının sayısı, ilk ve ortaöğretim okulu sayısına ulaştı. Bu rakamlardaki artışlar yıllar itibarıyla şöyle: 2003 yılında 48 bin 680’e, 2004 yılında 54 bin 372’ye, 2005 yılında 55 bin 830’a ve 2006 yılında 58 bin 500’e yükseldi. Aynı yıl bu kurslarda okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 436 bin 168’e ulaştı. Yasaya aykırı olarak kurs açanlara ve orada öğretmenlik yapanlara verilen 6 ay ile 3 yıl arasında değişen hapis cezası 3 ay ile 1 yıla indirildi. MEB, Özel Yurt Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle dinsel propaganda yapmayı suç olmaktan çıkardı, yurtların denetimini Bakan’ın özel emrine aldı.
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
|
Demirci yeniden TRT’de
ANKARA - AKP iktidarıyla birlikte TRT’nin “vazgeçilmezleri” arasına giren ve hazırladığı programlarda şeriat propagandası yapmakla eleştirilen, medyada çıkan haberler üzerine bir süre TRT ile ilişiği kesilen Senai Demirci, yeniden programlarına başladı. TRT’nin “Sultanahmet’te Sahur Zamanı” adlı programı Demirci’ye emanet edildi.
TRT’nin özel tasarımlı ve metal konstrüksiyonlarla inşa ettiği çadırda gerçekleştirilen programda Hüdai Tasavvuf Musiki Topluluğu ilahileriyle yer alıyor. Fethullah Gülen’e yakınlığıyla bilinen televizyon ve radyo programlarına katılan, gazetelere yazan Demirci, bir süre önce Zaman gazetesinin gençlik ekine yazdığı “Zamaneler için laiklik vaazları-2 - Dualarınızdan mahrum bırakmayın bu laik ağabeyinizi...” başlıklı yazıda, laikliği alaya alan ifadeler kullanmıştı. Yazısında “İçimi yakıp kavuran büyük özlemimi buraya yazayım ki, bana dua edesiniz” diyen Demirci, şunları kaydetmişti: “İlk fırsatta, ben de birçok “hacı laik kardeşim” gibi, Ankara’daki muhtelif mübarek mermerlere yüz sürüp gözyaşı akıtmak, kutsal Tandoğan Meydanı’nda “Türkiye laiktir, laik kalacak!” şeklinde telbiyeler getirmek, gökleri Allah’a rağmen delen adı üzerinde laik ve yüce “gökdelen”ler etrafında tavaf etmek, Köşk’ün gül kokulu örtüsünden bir parça koparıp evimde kıbleye asmak, -kahrolası gafletim yüzünden- kendi çocuklarım için yapamadığımı ileride doğacak ilk torunum için yaparak göbek bağını Anıtkabir toprağına gömmek istiyorum. Duanızdan mahrum bırakmayın bu laik kardeşinizi...”
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
İFADELERİN GETİRDİĞİ
200 dosya dolusu belge nedeniyle aylarca süreceği sanılan davada, sanıkların mahkemeyle işbirliği yapması süreci hızlandıracak.
FRANKFURT - Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nde pazartesi günü başlayan duruşmayla karar aşamasına gelen Frankurt’taki Deniz Feneri e.V. davasında, iki sanığın “her şeyi anlatması”, Ankara ve AKP’nin rolünü de tartışmaya açıyor. Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nde önceki gün başlayıp dün de devam edilen duruşmalarda, “toplanan bağışları amaç dışı kullanmaktan” yargılanan Mehmet Gürhan, Firdevsi Ermiş ve Mehmet Taşkan’ın itiraf niteliğindeki ifadeleri, Kanal 7 INT ve yandaş şirketlerin Türkiye bağlantılarını gündeme getirdi. Ancak Mehmet Gürhan, Deniz Feneri’nin Türkiye ile organik bağı olduğu yolundaki iddiaları reddetti. Davanın ana sanığı konumundaki Gürhan’ın bu tutumu, gözlemcilerce “anlamlı” bulundu. Elindeki bilgileri mahkemeye açan Firdevsi Ermiş’in duruşma sırasında Mehmet Gürhan’ın “Türkiye’ye danışarak” kendisine talimat verdiğini vurgulamasına karşın Gürhan, Türkiye’deki muhataplarının kimler olduğu ve onlarla neler konuştuğu gibi soruların yanıtlarını ortada bıraktı. Toplanan paraların bir kısmının Kanal 7 ve Yeni Şafak’a aktarıldığı da iddalar arasında.
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
GEREKÇELİ KARAR HAZIRLIĞI
Erdoğan’a ‘ulema görüşü’ yanıtı geliyor
AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna hükmeden Anayasa Mahkemesi’nin, gerekçeli kararında da Erdoğan’ın sosyal yaşamda uyuşmazlıklarda ulema görüşü isteyen tavrı eleştirilerek son sözü yargının söyleyeceğine vurgu yapılacak.
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği iddiasıyla kapatılması 1 oy farkla reddedilen ancak odak olma nedeniyle Hazine yardımının kesilmesine karar veren Anayasa Mahkemesi, AKP’nin “yapmaması” gerekenleri gerekçeli kararında ayrıntılandıracak. Gerekçeli kararda demok-ratik hukuk sistemi içerisinde sosyal yaşama ilişkin tartışmaların “ulema” tarafından değil bağımsız mahkemelerce karara bağlanacağı vurgusu önemli yer tutacak.
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
“Sarhoşum, sarhoşum, birinin sarhoşuyum..
Şarap içtim, şarap içtim, birinin elinden şarap içtim..
Kadeh gibi beni kırdı ve hemen doldurdu..
Onun kırışı boşuna değildir; belli ki bir kırdıran var...”
*
Yukarıdaki dizeler “Hazreti Mevlânâ’nın Rubaileri” (Şefik Can - Kültür Bakanlığı Yayınları) kitabından 2011 sayılı dörtlüğü oluşturuyor...
Geçenlerde bu köşede Mevlana’dan birkaç rubaiyi yayımlayınca bir dostum:
- İnanamıyorum, demişti, Mevlana içkiye, şaraba, sarhoşluğa böylesine meylediyorsa neden bugünkü Konya’da içki içilecek bir yer yok?..
Sorunun yanıtını aramadan önce Mevlana’dan ve aynı kitaptan birkaç güzel rubaiyi daha sunmakta yarar var..
|
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
Devlet adamlarının –tabii devlet adamlığını sindirebilmişlerse– bir başka ülkeye gitmeleri politik bir amacı gerçekleştirmeye yönelik bir yol, bir yöntem.
Çankaya’daki AKP’linin Ermenistan ısrarındaki hedef nedir acaba?
Bu ülkeyle ilişkileri geliştirmek mi, yeni kimi açılımlara vesile olmak mı? Ermenistan ile ilişkileri geliştirmek desek, değil.
Oysa, Erivan’ın bağımsızlığa kavuştuğu günden beri izlediği devlet politikasının temeli; Türk ve Türkiye düşmanlığı!
Anayasalarında toprak talebi yer alıyor. Ağrı ve çevresi.
Ermenistan’ın Türkiye aleyhine dünyanın dört bir yanındaki girişimleri.. soykırım iddiaları… Erivan’ın Türk düşmanlığını kanıtlayan olaylar…
Bütün bunları bilmemesi olanaksız biri, Çankaya’daki AKP’li; öyleyse neden Erivan’a gitmekte ısrar ediyor?
|
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
|
Almanya’da yargılanan sanıkların Türkiye bağlantıları aynı yeri işaret ediyor
‘Deniz Feneri’ AKP’ye dönük
Almanya’daki Deniz Feneri e.V. hakkındaki yolsuzluk soruşturmasında adı geçenlerin AKP’yle ilişkileri dikkat çekiyor. Sanıklardan Mehmet Gürhan Deniz Feneri’nden önce Kanal 7’nin Avrupa’daki en önemli ismiydi. Gürhan Almanya’da Başbakan Erdoğan’la bir araya gelmişti.
Kuryelikle suçlanan RTÜK Başkanı Zahid Akman, Almanya’da çok sayıda şirketi Mehmet Gürhan’a teslim etmişti. Alman savcılığının 3 yıl hapis cezası istediği Mehmet Taşkan’ın ismi ise Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’la kesişiyor.
Almanya’daki Deniz Feneri davasında tutuklanan isimlerin bağlantıları dikkat çekiyor
Yolları AKP’yle kesişiyor
Soruşturmada tutuklanan sanıkların AKP’ye ve AKP’nin üst düzey isimlerine yakınlıkları ve ilişkileri dikkat çekiyor.
Bu yazıya ilk yorumu yazın |
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
Ramazan kutlu olsun. Şimdi herkes Sünni Müslümanlık’tan söz ediyor. Biz de alevi Müslümanlığı anlatalım dedik...
Anlatalım ama bu işin görevli ve yetkilisine soralım. Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı’na.
Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı CEM VAKFI içinde kurulan bir hizmet kurumu. Alevi toplulukları içinde en üst örgüt. Dedelerin büyük bir kısmı buraya bağlı ya da ilişkili.
Başkan Ali Rıza Uğurlu bence, insan-ı kamilin bir örneği... Bilimli, İrfanlı, edepli bir HAK DOST’U...
Bundan sonra sözü ona bırakmalıyım. Soruyorum: Dede Alevilik nedir?
Dede anlatıyor:
“Alevilik, İslam’ı benimseyen, TANRI’nın birliğine inanan, Hazreti Muhammed’i Peygamber kabul eden, kitabı Kuran olan, Hazreti Muhammed’in Ehlibeyt’ini seven, namazı niyaz ile bütünleştiren, kıyam, ruku ve secdesi ile ibadetini kendi lisanıyla yapan, ümmet yerine hür insanı, Yaratanla yaratılan ayrılığını ‘Vahdet-i Vücut’ ile birleştiren, TANRI korkusu yerine sevgisini benimseyen, zahiri batınla, batını zahirle birleştiren, şeriat kapısını aşıp marifet yolu ile hakikat dünyasına ulaşan, Kuran’ın şekline değil, özüne inen akıl ve gönlü ile ‘Seyr ü Süluk’ olan bir TASAVVUF yoludur.
|
|
Devamı...
|
|
03 09 2008 |
30 Ağustos, biz Türkler'in çok özel bir günüdür. Bilmem kaçıncı 'Haçlı Seferini' defettiğimiz günlerden biri. Haçlıların, sevmediği ulusların ilk sırasında Türkler vardır! Doğuya her yönelişlerinde, önlerine çıkmışız! İlk 'Haçlı Seferi'nden beri bu böye sürüp gitmiş!Yoksa, 'Küreselleşme' daha, dünya düz bilinirken olacakmış!..
Avrupa'lı bağlaşıkların, Çanakkale Boğazı'na dayanışı bir 'Haçlı Seferi'ydi!. Boylarının
ölçüsünü alıp gittiler. Ama, zaman onların lehineydi. Bir kaç yıl sonra ellerini, kollarını sallaya sallaya, tek kurşun atmadan İstanbul'u işgal ediverdiler...
İngilizler ve yandaşlarına, emperyalistler, deniyordu. Adlarına şimdi küreselleşmeci, globalistler filan dendiğine aldanmayın! Sofraya gelenin adı musakka da olsa, patlıcan, patlıcandır! Emperyalistler, Osmanlı'nın mirasına konmaya niyetlenmişti. Osmanlı hasta adamdı! Bu gün veya yarın ölecekti. Ölmezse bile öldüreceklerdi!..
Baştan Ermenileri kışkırtmışlardı! Osmanlı'yı içeriden vuracaklardı. Silah, para ve cesaret verdikleri Ermeni çeteleri, halkı kırıp döktü!.Sandılar ki, Osmanlı,'gümbürt!' diye çökecek!
|
|
Devamı...
|
|
|
03 09 2008 |
 Kitap Tanıtımı
Songül Saydam, Yaşar Öztürk uzun yıllardır tanıdığımız dostlar. Biri resim öğretmeni, diğeri araştırmacı gazeteci.Kızları ARDA ile sade yaşamları olan mutlu bir aile örneği sundular.. Öğretmen, siyasetçi halk adamı Kamil Saydam ‘ın kurup yıllarca öğrencilere, öğretmen ve aydınlara hizmet veren HALK KITAPEVİ, HALK KIRTASİYE ‘Yİ onun ölümünden sonra sahip çıktılar, devam ettirdiler. Bizler cebimizde paramız olsun, olmasın hep kitapları aldık, okuduk. Şimdi ise modern olarak HALK KİTAPEVİ örnek bir kitap sergisini andırıyor.
Biz ikiliyi hep kültür alanında gördük. Göksu vakfının şiir, resim yarışmasında, bir panelde, bir konferansta, bir tiyatro etkinliğinde, bir konserde katkı sunanlar olarak gördük.
Bir de baktık, ellerinde bir kitapla çıktılar karşımıza : “ İNSANLIĞA AKAN IRMAK- Kültür Sanat Yaşamımızdan Portreler” Bu yapıtı içime sindire okumak istedim. Toroslarda su kanalının kenarında ceviz ağacının altında Ağustos sıcağını hiçe sayarak okuyuverdim.
Bu yapıttaki portrelere baktığımızda Türk aydınlanmasına imza atanlar hep bir araya gelmişler. Adeta Kırklar Meclisini kurmuşlar. Usumda ayrı, ayrı zamanda yaşayan bu dev insanları bir yerde toplantıya çağırdım. Toros’larda Mağaras, Alahan da söyleşi kurdular. Türkiye yi yeniden tanımladılar. Şu karanlık günlerimizi, güneşe döndürdüler. Aydınlık günleri müjdelediler bizlere.
İşte bunu yapmışlar yazarlar. Onları bir mağara da toplamışlar, kara çadırlara bağdaş kurdurup, dünyanın kör düğüşünden uzak, savaşların olmadığı, ülkenin bolluğa, bereketli sofralarına götürmüşler.
|
|
Devamı...
|
|
| | << İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 1 - 32 Toplam 1682 | |