SEVMEK VE İNANMAK
İnanmak fiili insanlara 7000 sene kaybettirdi. İnsanlar olur olmaz şeylere inandılar, taptılar. Kitaplar yazdılar, yandaşlar topladılar uzun uzun anlattılar, insanların beyinlerini kurallarla yoğurdular ama şekilcilikle sınırlı kaldılar. Hep inancın peşinden koştular, savaştılar, vurdular kırdılar kan kusturdular. Asıl dinin dünyaya faydalı olma sanatı olduğunu sevmenin tek evrensel din olduğu bu uğurda verilen emeğin, sahip çıkmanın; sevdiğine sahip çıkmanın(vatan, ana, baba, eş, çocuk) sevgi dininin ibadeti olduğunu anlamadılar. İnanç fiilinin peşinden koştular, kandırıldılar, köleleştirildiler, sattılar, satıldılar. Sevmek fiilinin peşinden koşsalardı yaşadığımız dünyanın bir mücedele yeri değil bize sunulan bir mükafat olduğunu çoktan anlarlardı.!!!
Yakın zamanda Türkiye'de Alevi soykırımı gerçekleşebilir. CIA militanları bunun senaryosunu hazırlıyor olabilirler. Sağcıları bayrak milliyetçiliğiyle kandırdılar; şimdi çoğu elinde silah mafyacılık oynuyorlar, dincileri tavladılar; tanrılarını değiştirdiler ve paraya tapmaya başladılar, Kürtleri kandırdılar; senelerce üzerinde yaşadıkları toprakları savaş alanına çevirttirdiler, Solcuları kandırdılar; sivil toplum kuruluşları, önlerine atılan kemikleri ömür billah kurtuluş sayıp vatanlarını kötüleyerek bir zamanlar isyan ettikleri emperyallere yaranmaya çalışıyorlar. Elimizde bir tek Aleviler kaldı. Kin bilmeyiz, hiç hasmımız yok ama nedense haksızlığa karşı çıkmayıp ezilmeyi kabul ederiz. Bu nedenle Aleviler olarak bir an önce birlik olmalıyız, eğitim kurumları açmalıyız. İnsanlara sevmeyi öğretmeliyiz, emek vermeyi, emeğin kıymetini bilmeyi öğretmeliyiz, sahip çıkmayı öğretmeliyiz, hayır demeyi öğretmeliyiz, sorumluluk almayı öğretmeliyiz, sorumluluk almanın kendisini kötülükten uzaklaştıracağını farketmesini sağlamalıyız, bizi kul olarak görüp kullananlara karşı dik durmayı öğretmeliyiz, ilgi göstererek ilgi görmeyi öğretmeliyiz, böylece insanları zorla değil de kendi gönül rızasıyla kendimize bağlamayı sağlamalıyız, halkı yüceltmeyi, küçük görmemeyi, örnek olmayı, doğruyu; doğrunun tek olduğunu öğretmeliyiz, tarih boyunca doğrunun peşinden koşanları belirleyip neye inandığına değil doğruluk yolunda yaptığı faaliyetleri göstermeliyiz, insanın kölesi değil de bilginin (bilenin) kölesi olmayı, bilgi sahibi olanın eteğine yapışıp bırakmamayı öğretmeliyiz, neye inanacağımızı düşünmeden doğru olanı yapmanın bizi Yaradana ulaştıracağının farkına varmasını öğretmeliyiz. Zengin olanların bizim boğazımıza göz dikerek, inanma zaafımızı kullanıp bize yalanlar yutturup zengin olduklarını öğretmeliyiz, boğazımıza giden yolun tıkanmasını engellemeyi öğretmeliyiz, olduğu gibi inanmanın ve kul olmanın zararlarını ve insana neler kaybettirdiğini, sorgulamayı, soru sormayı öğretmeliyiz. Günümüzün en büyük sorunu olan bencilliğin yerini dünyaya faydalı olabilme duygusunun almasını öğretmeliyiz, kadına saygı duyulmasını, güzelliklerin kadının gayretlerinin sonucu olduğunu öğretmeliyiz. Bu arada kadınlarımıza da sorumluluk almayı, bir erkeğin sırtına yapışıp karakterlerini yerlerde süründürmek yerine kendi çabalarıyla dik durmayı, kuvvetli karakterli olmayı, gün boyunca kendilerini değil de büyük düşünmeyi öğretmeliyiz.
Çok hayalperestim galiba ama gelişmenin tek çıkış yolu bu sanırım. Yani ilgi göstermek; var etmek. VAR EDEREK VAR OLMAK.
Son olarak Mahsuni Şeriften bir şiir YOLUNDAN DÖNMEYENLERE armağan olsun!
Yorumumu okuma zahmetinde bulunduğunuz için teşekkür ederim.

Saygılarımla
BULDULAR BENİ
Kendi kitabına girdim saklandım
Kelime kelime buldular beni
Denizin dibinde ot oldum bittim
Balığın karnından yoldular beni.
Serden geçmez imiş sırrın verenler
Daha dönmez Hak yoluna girenler
Ramazan davulu oldum erenler
Vakitli vakitsiz çaldılar beni.
Kadeh oldum elden ele verildim
Bir can buldum öldüm öldüm dirildim
Namaz postu oldum dosta serildim
Secdesiz Kıble`siz kıldılar beni.
Şal kumaş yapılmaz tazı çulundan
Vazgeç gönül parasından pulundan
Pir aşkına Pir Sultan`ın yolundan
Mahzuni ol diye saldılar beni.